Ticaret sicili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ticaret sicili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2019 Cumartesi

TÜRK TİCARET HUKUKU-11




                      ADİ ŞİRKET

                 1. ADİ ŞİRKETİN TANIMI ve UNSURLARI


       A) TANIMI : TBK md. 620, f-1 'e göre iki veya daha fazla kişinin herhangi bir şekle tabi olmayan bir sözleşme temelinde ortak bir amaca ulaşmak için mal veya emeğini bir araya getirmeleriyle oluşan ortaklıktır.

      B) UNSURLARI :

         1. ORTAKLAR ; Adi şirket iki kişi ile kurulur. Ortaklar gerçek kişi veya tüzel kişi olabilir. Gerçek kişilerin tam ehliyetli olması gerekir. Eğer tam ehliyetli değillerse, yasal temsilcilerinin izni gerekir.
Adi şirkette ortak sayısının üst sınırı yoktur. Bundan dolayı, çok sayıda kişi adi şirkete ortak olabilir. Ancak adi şirket şahıs ortaklığı olduğu için ortaklık ilişkisinin tesisi ve ortaklığın işleyişi karşılıklı güvene dayanmaktadır. Bu  nedenle uygulamada ortak sayısı üç veya dördü pek de aşmaz.

         2. SÖZLEŞME ; Adi şirket şekle tabi olmayan bir sözleşme ile kurulur. Buna göre sözlü veya yazılı şekilde yapılabilir. Kanun bu konuda belirli şekil şartı öngörmemiştir.Ancak şirkete taşınmaz veya motorlu taşıt gibi devri şekle tabi olanlar sermaye olarak konuluyorsa resmi yazılı şekil gerekebilir.

         3. SERMAYE ; Adi şirkete ortaklar mal veya emeğini sermaye olarak getirirler. Sermaye niteliği konusunda adi şirketlerde bir sınırlama yoktur. Ortakların hangi miktar veya oranda sermaye getireceği sözleşmede belirtilmemişse her bir ortak eşit miktarlarda sermaye getirmek zorundadır.
Ortaklar şirkete koydukları malvarlığı değerleri üzerinde, tek başlarına sahip oldukları mülkiyet gibi hakları yitirirler ve sermaye olarak konulan varlıklar tüm ortaklara ait olur. Bu elbirliği ortaklığıdır.

         4. AMAÇ ve KONU ; TBK, adi şirketin ortak bir amaca ulaşmak için kurulacağından md.620 bahsetmektedir. Adi şirket bir ortaklık olduğu için bu amaç her zaman iktisadidir.

         5. ORTAK ÇALIŞMA İRADESİ ; Bu unsur ortak amaç uğruna birlikte çabadır. Ortaklar ortak amacın gerçekleşmesi uğruna güçleri oranında belli bir çaba sarfetmelidirler. Bunun devamında da ortaklar şirketle rekabet yapamazlar ve şirkete karşı sadakatli davranmalıdır.

                   2. ADİ ŞİRKETİN KURULUŞU

Adi şirketlerin kuruluşu herhangi bir şekle tabi değildir. Kurucular adi şirketi ister sözlü ister yazılı bir sözleşmeyle kurabilirler. Adi şirketin kuruluşu sonucunda herhangi bir tüzel kişilik ortaya çıkmaz.
Adi şirket tüzel kişi olmadığı için hak ve borçların sahibi olamaz; ortaklar hak ve borç sahibidir. Adi şirketin hak ve fiil ehliyeti yoktur.
Sermaye olarak getirilen değerler ve sonradan elde edilenler ortakların elbirliği mülkiyetinde kalır. Şirket malları üzerindeki tasarruf işlemleri bakımından ortaklar birlikte hareket etmek zorundadır.
Ticari işletme işleten adi şirketlerde her bir ortak tacir sıfatını kazanır TTK md.12, f-1. Bunların ticaret siciline kaydı gerekir. Adi şirketin kendisi iflasa tabi değildir, şirket borçlarından dolayı ortaklar ayrı ayrı iflasa tabidir TTK md. 18 f-1.

                    3. ADİ ŞİRKETİN İŞLEYİŞİ

          A. İÇ İLİŞKİ (ORTAKLAR ARASI İLİŞKİLER)

      1. ŞİRKETİN YÖNETİMİ ; Adi şirkette  şirketi yönetmek her bir ortak için hem hak hem görevdir. Kural olarak her bir ortak şirket işlerinin görülmesi bakımından yöneticidir. Yönetim görevi ortaklık sözleşmesi veya ortaklar arasında alınacak bir kararla ortaklardan bir ya da birkaçına veya dışarıdan birisine verilebilir.

     2. ORTAKLARIN HAKLARI ve BORÇLARI ;

           a) SERMAYE KOYMA BORCU : Para ile ifade edilen her şey adi şirkete sermaye olarak konulabilir. Her bir ortak belli bir sermaye getirmek zorundadır. Aksine hüküm yoksa, sermaye payları şirketin amacının gerektirdiği önlem ve nitelikte ve birbirine eşit olmalıdır.

           b) KAR HAKKI ve ZARARA KATILMA BORCU : Tüm ortaklar kar ve zarara katılırlar. İç ilişkide geçerli olmak üzere, emeğini ortaya koyan ortağın zarardan muaf tutulması mümkündür.Ancak ortakların bu konuda anlaşmış olmaları gerekir.Dış ilişkideyse iç ilişkide ki anlaşma şirket alacaklılarını bağlamaz.
Kar ve zararın nasıl dağıtılacağına dair sözleşmede bir açıklık yoksa veya bir hüküm yer almıyorsa ; her ortak, koydukları sermaye miktarı veya oranına bakılmadan kar ve zarara katılır.

           c) DENETLEME HAKKI : Her bir ortağın şirketi denetleme hakkı vardır .

           d) REKABET  YASAĞI : TBK md. 626' ya göre ortaklar, şirketin amacıyla bağdaşmayan veya ona zarar veren işleri kendi adlarına veya başkaları hesabına yapamazlar.
Rekabet yasağı hem yönetici hem de yönetici olmayan ortaklar bakımından geçerlidir.
Ortağın rekabet yasağını ihlal etmesi halinde şu üç yola başvurabilir.

  • Bu davranıştan kaynaklanan zararın karşılaşmasının talep edilmesi,
  • İşin şirket hesabına yapılmış sayılması veya elde edilen menfaatin şirkete verilmesinin istenmesi,
  • Haklı sebep oluşturuyorsa mahkemeden şirketin feshinin talep edilmesi.


      3. ORTAKLAR ARASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER ;

Adi şirkete ortaklar arası değişikliklerin tümü oy birliği ile karar alınmasına bağlanmıştır. Ortağın ortaklıktan ayrılması da aynı şekilde oy birliğini gerektirir.
Ortağın payını devretmesi için ortak veya üçüncü kişi ile sözleşme yaması halinde, bu sözleşmeye kalan ortakların da onay vermesi gerekir.Aksi halde devir diğer ortaklar hakkında geçerli olmaz. Bu durumda devralan, şirkete karşı ortaklık sıfatını kazanamaz. Devir sadece devreden ve devralan arasında geçerli olur.
Sözleşmede şirketin diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hüküm bulunması koşuluyla, bazı istisnai durumlardan biri gerçekleştiği zaman ortağın veya temsilcinin ya da ölen ortağın mirasçısının şirketten çıkabileceği veya diğer ortaklar tarafından, yazılı olarak yapılacak bir bildirimle şirketten çıkarılabilecektir.

  • Bir ortağın fesih bildiriminde bulunması,
  • Kısıtlanması,
  • İflası,
  • Tasfiyedeki payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi,
  • Ölmesi.
Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması durumunda payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer.
Çıkan veya çıkarılan ortağın tasfiye payı, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla, mali işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılır. Tarafların uzman kişi üzerinde anlaşamamaları durumunda bu kişi hakim tarafından atanır.
Ortaklık sıfatının sona erdiği tarihte, şirketin malvarlığı, borçlarını karşılamaya yetmezse, çıkan veya çıkarılan ortak, payına düşen borç tutarını, zarara katılmaya ilişkin düzenlemeler çerçevesinde diğer ortaklara ödemekle mecburdur.
Çıkan veya çıkarılan ortak, ortak olduğu dönemde henüz sonuçlanmamış olan işlerden doğan kara veya zarara katılır. Ortaklık sıfatı sona eren kişi, o hesap yılı sonu itibarıyla, tamamlanmış olan işler sebebiyle varsa ortaklıktan kendisine düşecek kar payını devam eden işler hakkında da gerekli bilgiyi isteme hakkına sahiptir.

          B. ADİ ŞİRKETİN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARLA İLİŞKİLERİ ( DIŞ İLİŞKİ)

       1. ŞİRKETİN TEMSİLİ ;

Adi şirket tüzel kişiliğe sahip olmadığı için organları yoluyla temsili söz konusu olmaz. Adi şirketi üçüncü kişilere karşı ortaklara karşı temsil eder ve kural olarak tüm ortaklar tek başına temsile yetkilidir. Sözleşmeyle temsil yetkisi ortaklardan bir ya da birkaçına bırakabilir.
Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, şirketi veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır.
Kural olarak temsilci sadece olması beklenen işler için tek başına temsile yetkilidir. Olağanüstü işlerde  tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliği ile verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması icap eder.
Doğrudan temsilde, şirketi temsile yetkili ortak ya da ortaklar işlemi şirket adı ve hesabına yaptığını karşı tarafa açıkça bildirirse veya durumun gereği ve özelliklerinden şirket adı ve hesabına hareket ettiği anlaşılıyorsa söz konusu işlemden doğan hak ve borçlar şirkete aittir. Yani şirket bağlıdır ve ortakların tamamı üzerinde etki doğurur.
Dolaylı temsildeyse, adi şirketi temsil eden ortak ya da ortaklar şirket ad ve hesabına hareket ettiğini işlemin karşı tarafına bildirmez. Temsilci ortak daha sonra bu işlemden doğan hak ve borçları şirkete devreder ve böylece işlem adi şirketi temsilen yapılmış gibi kabul edilir. Temsile yetkisiz ortağın yaptığı işlemle şirketin bağlı olabilmesi için, bu işleme onay verilmesi gerekir. şirket onay vermişse yapılan işlemden doğan hak ve borçlar şirkete ait olur. Şirket onay vermezse işlemin karşı tarafı da işlemle bağlı olmaz. Ama işlemin karşı tarafının uğradığı zarardan yetkisiz temsille işlem yapmış olan ortak sorumlu olur. Şirketin bu durumda herhangi bir sorumluluğu doğmaz. 

       2. ORTAKLARIN SORUMLULUĞU ; 

Ortaklar şirket borçlarından birinci derecede, şahsen, zincirleme borç ve tüm malvarlıkları ile ve sınırsız sorumludurlar. Ortakların hiç birinin sorumluluğu alacaklılara karşı ortadan kaldırılamaz veya sınırlandırılamaz.
Haksız fiillerden kaynaklanan borçlarda adi şirket ortaklarının müteselsil sorumluluğu (zincirleme borç sorumluluğu)  yoktur. Her bir ortak kendi yapmış olduğu haksız fiilden kural olarak tek başına sorumlu olur.

     4. ADİ ŞİRKETİN SONA ERMESİ 

Adi şirket kanunda öngörülen sona erme nedenlerinden birisinin ortaya çıkmasıyla sona erer.

          A. SONA ERME NEDENLERİ

                1. İRADİ OLMAYAN SONA ERME NEDENLERİ ; Ortak amacın elde edilmesi halinde şirket sona erer. Amacın gerçekleşmesi nedenine dayalı sona erme geçici işler için kurulan adi şirketlerde söz konusu olur.

  • Amacın gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi halinde de adi şirket son bulur. 
  • Ortaklardan birisinin ölümü, adi şirketi sona erdirir.
  • Ortağın payına haciz koydurmak şirketin sona ermesine yol açar.
  • Ortağın iflası halinde ortağın tüm malvarlığı hakları paraya çevrilerek alacaklılarına ödenmek üzere iflas masasına girer.
  • Adi şirket ortağı kısıtlanarak ehliyetsiz hale gelmişse adi şirket ilişkisi son bulacaktır.
  • Adi şirket belli bir süre için kurulmuşsa, belirlenen sürenin dolmasıyla adi şirket ilişkisi kendiliğinden sona erer.


               2. İRADİ SONA ERME NEDENLERİ ; Ortaklar aralarında oybirliği ile şirkete son verebilirler. Yalnızca ortaklardan bir ya da bir kaçının isteği ile değil tamamının karar alması ile olur.


  • Ortaklardan birisinin feshi ihbar ederek adi şirket ilişkisini sona erdirebilmesi için şirketin süreli ya da süresiz olarak kurulduğuna bakmak gerekir.
  • Adi şirket belli bir süreliğine kurulmuşsa, ortaklardan birisinin feshi ihbar edebilmesi için şirket sözleşmesinde bu konuda açık bir hükmün olması gerekir.
  • Adi şirket belirsiz süreliğine kurulmuşsa, her ortağın feshi ihbar hakkı vardır ve bu hak ancak altı ay önceden kullanılabilir.
  • Şirket hesapları yılsonu itibarıyla yapılıyorsa fesih ancak yıl sonunda hüküm ifade etmek üzere o yılın Haziran ayı sonuna kadar istenebilir.
  • Haklı sebebin varlığı halinde ortaklardan birisinin müracaatı üzerine mahkemece adi şirketin sona ermesine karar verilebilir. Haklı sebebin ne olduğuysa kanunda açıklanmamıştır. Karşılıklı güveni sarsacak hallerin ortaya çıkması, ortakların borç ve yükümlüklerini yerine getirmemesi durumunda ortaklardan birinin şirket varlıklarını zimmetine geçirmesi, ortak amacın gerçekleşmeyecek olmasının anlaşılması gibi durumlarda haklı sebep teşkil edecektir. Dayanılan nedenin haklı sebep teşkil edip etmediğine mahkeme karar verecektir.


         B. TASFİYE 

 Tasfiye, şirket mevcutlarının paraya çevrilerek borçların ödenmesi ve  geriye kalan değerlerin ortaklara arasında paylaştırılması işlemleri ve sürecidir.
Tasfiyenin yapılabilmesi için ilk önce tasfiye memurlarının belirlenmesi lazımdır. Tasfiye memurları bir ya da birden fazla kişi olabilir.
Tasfiye memurları şu şekillerde belirlenir ;

  • Şirket sözleşmesiyle kimin tasfiye memuru olmayacağı belirlenmemişse buna göre hareket edilir.Ortaklar aralarında oybirliği ile alacakları bir kararla tasfiye memurlarını belirleyebilirler.
  • Ortaklar tasfiye konusunda anlaşamazsa mahkemeye müracaat edilir ve mahkemece atanma yoluna gidilir. Yargıtay bu durumda tasfiyenin mahkeme tarafından gerçekleştirileceğini kabul etmektedir.
  • Şirket sözleşmesi ya da ortaklar kurulu kararıyla belirlenmiş olmaması esasen kanun gereği bütün ortaklar tasfiye memuru sıfatına haizdirler. Bu durumda şirketin tasfiyesi hep birlikte ortaklarca yürütülür.


    5. ZAMANAŞIMI 

 TBK md 147 f-4' e göre adi şirketin ortaklarla ya da ortakların birbirleri arasındaki uyuşmazlıklarında talep hakları beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.









30 Temmuz 2018 Pazartesi

TÜRK TİCARET HUKUKU - 7





                                                          TİCARİ DEFTERLER 



              Daha öncesinde tacir olma konusunu işlemiştik ve tacir olmanın sonuçları kısmın da                       tacirlerin ticari defter tuttuklarını söylemiştik. Küçük bir hatırlatma ile yeniden anımsamış                   olduğunuzu farz ederek devam etmek istiyorum
         Ticari defter tutmanın ne tarz bi önemi var ? Belki bu konuda bazı fikir ayrılıkları ortaya                     çıkacak ancak kesin olarak şöyle söylenebilir. Ticari işletme, işletmenin alacakları ve üçüncü               kişiler açısından , işletmenin iktisadi ve mali durumu, borç ve alacak durumları ayrıca her iş               yılı sonunda elde edilen neticeler ticari defterler sayesinde elde edilir. Böylece ortaklar veya da           işletmenin sahibi kar veya zarar açısından ne durumda oldukları hakkında bilgi sahibi                           olabilirler  ve bu yönden nasıl ilerleyebilecekleri veya ne tür planlar yapmaları gerektiğini                   görebileceklerdir. Üçüncü kişiler açısından ise işletmeyle iş yapabilir veya işletmeye sermaye             koyarak ortak olup olmama konusunda ticari defter kayıtlarına bakarak karar verir.

           Ticari defter tutma ile ilgili hükümler TTK md. 64 ile 88 arasında  yer almaktadır. Bu                         hükümlerde ticari defterlerin nasıl tutulacağı değil, defter tutmanın yükümlülüğü, tutulacak                 defterlerin isimleri ve çeşitleri, asgari içerikleri ve defterlerin fonksiyonları düzenlenmiştir.
           Kanuna göre fiziki ortamda tutulan tüm defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve                       kullanılmaya başlamadan önce noter tarafından yapılır. Bazı defterler aynı zamanda kapanış                 onayına tabi tutulmuşlardır.
           Bir ticari işletmenin adi şirket tarafından işletiliyor olması halinde ortaklar tacir niteliğine                 sahip olacaklarından her birinin ayrı ayrı ticari defter tutması gerekir. TTK md. 12 f-1

  • Zorunlu olan ticari defterler sırasıyla ; Yevmiye Defteri, Defteri Kebir, Envanter Defteridir. Gerçek kişi olsun, tüzel kişi olsun tacirler tarafından kanunen tutulması zorunlu kılınan defterler bu üçüdür.
  • İsmen sayılmayan ve tutulması zorunlu olmayan defterler ise kanunda sayılan defterlerdir.
  • Ticari defter ve belgelerin saklanması konusunda ise süre on yıldır. Ticari deftere kaydın yapıldığı son gün , muhasebe belgelerinin oluştuğu takvim yılının bitişiyle başlar.Saklamak zorunda olanlar gerçek kişiler tacirlerdir. Tüzel kişilerde yönetim organı veya yönetim işlerinde yetkili olanlardır. Gerçek kişi olan tacirin ölümü halinde mirasçıları ve ticareti terk etmesi halinde kendisi defter ve kağıtları saklamakla yükümlüdür. Mirasın resmi tasfiyesi halinde kağıtlar on yıl süreyle sulh mahkemesi tarafından saklanır. 
  • Yangın, deprem, sel baskını gibi doğal afetler nedeniyle ticari defter belgeleri zarar gören veya kaybolan tacir, bunu öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari işletmenin bulunduğu yerdeki ticari işlere bakan mahkemeye başvurarak " Kayıp Belgesi" almalıdır. Mahkeme tarafından verilen belgenin ise hangi defter ve kararları bağladığı açıkça belirtilmiş olmalıdır. 
  • Tacir kaybolan defteri için kayıp belgesi almazsa defterini ibrazdan kaçırmış olarak sayılır ve bu durumsa cezalandırmayı gerektirir. 
  • HMK md. 222 f-1 gereğince tacirler arasında çıkan ticari uyuşmazlıklarda bir işlemin ispat edilmesi amacı ile ticari defterlere dayanılmış ise mahkeme defteri delil olarak kabul edecek ve sahibinin lehine veya aleyhine delil olabilecektir. 

20 Ağustos 2017 Pazar

TÜRK TİCARET HUKUKU- 5






                                   TİCARET UNVANI, İŞLETME ADI ve MARKA 

                Genel olarak bahsedecek olursak ticari hayatta taciri ve ticari işletmesini diğerlerinden ayırt etmek ve ürünlerini, buluşlarını veya tasarımlarını korumak ve ekonomik yarar sağlamak maksadı ile bir takım işaretler ya da işlemler kullanıldığını bilmekteyiz. Bunlardan ilki ticaret unvanıdır, ikincisi işletme adı,marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım, coğrafi işaret ve geleneksel ürün gibi gibi saydıkça sayılabilir. Şimdi şuna bir açıklık getirmek gerekir ki Ticari hayatta işletme sahibinin yada işletmelerin kullandığı örneğin işletme adı veya tabelasında ki fotoğraflar gibi üzerindeki hakların tamamına biz mülkiyet hakkı demekteyiz.


            TİCARET UNVANI 


  • Ticaret unvanı aslında tacirin ticari adıdır. 
  • Tacirin ticari işletmesi ile ilgili iş ve işlemlerde ve bununla ilgili senet ve belgeleri imzalarken kullandığı ada ticaret unvanı denir.
  • Ticaret unvanı taciri diğer tacirlerden ayırmaya hizmet eder.

     A. Ticaret Unvanının Oluşumunda Sistemler 
  • Temelde üç sistem vardır. Bunlar sırasıyla ; Serbestlik, Gerçeklik, Karma dır.
  • Serbestlik Sistemi ; Tacir istediği veya dilediği unvanı seçebilir. Oluşturulan unvanın gerçeği yansıtması şart değildir. Bu sistemde tacirin adının unvanda yer almasına gerek yoktur. Serbestlik sistemi esasen Anglo-Sakson hukuk çerçevesinde uygulanır. 
  • Gerçeklik Sistemi ; Ticaret unvanı tacirin gerçek durumunu yansıtması gerekir. Unvan gerçek kişilerde tacirin adı ve soyadı, tüzel kişinin hukuki şekline uygun olmalıdır. Bu sistemde ticari işletme devrolursa devralan ancak devri gösteren bir ek yaparak eski unvanı kullanabilir. Gerçeklik sistemi esas itibarıyla Fransız hukukunda geçerlidir.
  • Karma Sistem ; Türk hukukunda  da geçerli olan bu sisteme göre, ticaret unvanının ilk teşkilinde unvanının gerçek durum yansıtması aranır. işletmenin devri veya ismin değişmesi gibi sonradan ortaya çıkabilecek değişiklik hallerinde ticaret unvanında da değişikliğe gidilmesi şart değildir.
      B. Ticaret Unvanının Yapısı 
  • Ticaret unvanı çekirdek ve ekten oluşur.
  • ÇEKİRDEK KISIM  : Gerçeklik sistemine tabi bölüm, tacirin gerçek durumunu yansıtmalıdır. Gerçek kişi tacirin adı soyadı, tüzel kişi tacirler de tüzel kişinin hukuki şekli ve çeşidi unvanda yer alır. 
  • Ticaret unvanın çekirdek kısmı iki şekilde oluşturulabilir. Birisi şahıs adlarına, diğeri ise iştigal sahası veya işletme konusuna göre oluşturma yoludur. 
  • Kişi adlarına göre oluşturulan ticaret unvanına şahıs ticaret unvanı, iştigal sahasına göre oluşturulanlara konu ticaret unvanı adı verilir.Şahıs ticaret unvanına gerçek kişi tacirler, adi şirket, kollektif şirket ve komandit şirket; konu ticaret unvanına anonim şirket, limited şirket ve kooperatifler tabidir.
  1.  Gerçek Kişi Tacirler ; Gerçek kişinin ticaret unvanı kısaltılmadan yazılan adı ve soyadı ile duruma göre ( isteğe bağlı veya zorunlu olarak) eklenen eklerden oluşur. Örneğin, adı Fahriye Sütçü olan bir kişinin ticaret unvanı " Fahriye Sütçü"dür. Çekirdek kısmı bu şekilde oluşturulan gerçek kişi ticaret unvanına isteğe bağlı bazı ekler yapılabilir. Örneğin, Fahriye Sütçü Tekstil Ürünleri Mağazası şeklinde olur. Ancak aynı sicil de daha önce tescil edilmiş aynı ad ve soy addan oluşan veya birlikte eklerden oluşan bir gerçek kişi ticaret unvanı varsa bu defa ek yapılması zorunludur.
  2. Adi Şirket ; Adi şirketin tüzel kişiliği yoktur. Adi şirketin ticaret unvanında ortaklardan en az birisinin adı ve soyadı ile ortada bu tür ortaklığın varlığına işaret eden bir ifade yer almaktadır. Örneğin Erdemli Kardeşler Zehra Özbey ve Fatıma Özbey balık Restaurant gibi. Önemli bir nokta Adi Şirketlerin ticaret unvanının teşkilinde ortada bu şirketin varlığına delalet eden "ortağı", "ortakları", "kardeşleri", "oğulları" gibi kelimeler seçilebileceği gibi doğrudan "adi şirket " ibareside kullanılabilir. Adi şirket yalnızca iki kişiden ibaretse  birisinin adı soyadı unvana yazıldıktan sonra " ortakları" değil "ortağı" ibaresinin kullanılması gerekir. Aksi durumda unvan gerçeğe aykırı ve yanıltıcı olur. 
  3. Kollektif Şirket ve Komandit Şirket ; Kollektif ve komandit şirketler tüzel kişiliğe sahip ticaret ortaklıklarıdır. Kollektif şirketin ticaret unvanı bütün ortakların veya hiç olmazsa ortaklardan en az birisinin adı ve soyadı, şirketi ve türünü gösteren bir ibareyle oluşturulur. Kollektif şirkette adı ve soyadı ticaret unvanında yer alan ortak veya ortakların adı ve soyadı kısaltılmadan yazılmalıdır. Unvana en az birisinin adı ve soyadının koyulması yeterli olduğu için hepsinin unvanda bulunması şart değildir. Şu halde birisinin, ikisinin veya hepsinin adı ve soyadı ticaret unvanında yer alabilir. Komandit şirkette komandite ve komanditer olmak üzere iki tür ortak bulunur. Komandite ortak şirket borçlarından dolayı sınırsız sorumlu ortaktır. Komanditer ortak ise komandit şirketin borçlarından dolayı sınırlı sorumlu olacaktır. Komandit şirketin ticaret unvanında komanditer ortağın ad ve soyadının bulunması yasaktır. Aksi gerçekleşirse üçüncü şahıslara karşı komandite ortak gibi sorumlu olur ve cezai yaptırım uygulanmasına da yol açar. 
  4. Anonim, Limited ve Kooperatif  Şirketleri ; Bu şirketlerin ticaret unvanı konu ticaret unvanıdır. Yani işletme konusu ile şirketi ve türünü gösteren ibarelerden oluşur. Anonim şirketin birden fazla konuda faaliyet göstermek amacıyla kurulmuş olması halinde, bu konulardan sadece bir tanesinin unvanda bulunması yeterli görülmektedir. Anonim, limited ve kooperatif şirketlerde çekirdekte yer alan bazı kısımlar kısaltılabilir. Anonim şirketi ibaresi "A.Ş" veya "A.O" biçiminde kısaltılır. Limited Şirket ise "Ltd. Şti" kısaltılarak yazılabilir. Ancak unvanın ek kısmında bir gerçek şahsın ad ve soyadına yer verilirse kısaltılarak yazma imkanı ortadan kalkar . 
  5. Diğer Tüzel Kişi Tacirler ; Amacına ulaşmak için ticari işletme işeten dernek ve vakıfların ticaret unvanı kendi adlarının aynısıdır. Kamuya yararlı dernek ve vakıfların işlettikleri tüzel kişiliği bulunmayan işletmeler ile kamu tüzel kişileri tarafından işletilen ve tüzel kişiliği bulunmayan ticari işletmelerin ticaret unvanları kendilerini işleten tüzel kişinin adı ve işletme konusunu gösteren ibarelerden oluşur. 
  6. Donatma İştiraki ; Donatma iştirakinin ticaret unvanı iki şekilde oluşturulabilir. Ya müşterek donatanlardan en az birisinin adı ve soyadı ve donatma iştiraki ibaresine yer vererek  ya da donatma iştirakine konu deniz ticaretinde kullanılan geminin adı ve donatma iştiraki ibaresine yer vererek oluşturulabilir. Donatma iştirakinin ticaret unvanında donatanın adı ve soyadı veya geminin adı kısaltılarak yazılamaz. 
  • EK KISIM : Unvana ek yapmak mecburi değil isteğe bağlıdır. Ancak bazı hallerde ek konulması zorunlu olabilir. Tacirler ticaret unvanının yerine göre  daha ilginç ve hatırda kalması ve böylece işletmesine daha kolay müşteri çekebilme gibi düşüncelerle unvanındaki çekirdek kısma ek yapılır. Seçilen ek hiçbir zaman tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut mali mali durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine mahal verecek mahiyette veya gerçeğe yahut kamu düzenine aykırı olamaz ve tarihi değerleri zedeleyecek şekilde belirlenemez. Tek başına ticaret yapan gerçek kişiler ticaret unvanlarında bir şirketin mevcut olduğu zannını uyandıran ekler ekleyemezler. Üçüncü şahıslarda yanlış izlenim uyandırabilecek veya kullanılması yasak olan ekleri içeren ticaret unvanı sicil memurunca tescil edilemez. Bu tür ticaret unvanlarından kullanması cezai müeyyidelerin tatbikine yol açar. İzne tabi eklerin izin alınmadan kullanılması halinde de aynı durum söz konusu olacaktır. Ticaret unvanında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilir, ülke adlarının unvanda kullanılabilmesi için ise o ülkenin yetkili makamlarından izin alınması gerekir.Ticaret unvanına ek yapılması kural olarak isteğe bağlı olmakla birlikte bazı hallerde zorunludur. Bu haller esas itibarıyla üç tanedir. İlki ayırt edici ektir. Gerçek kişi veya tüzel kişi unvanına ayırt edici ekler eklenmesiyle ilgilidir. İkincisi, ticari işletmelerin şube ekiyle ilgilidir. Şubeler kendi merkezlerinin ticaret unvanının aynısını kullanmakla birlikte bir de zorunlu olarak unvanlarında şube olduğunun da belirtilmesi zorunludur. Sonuncu zorunlu hal ise, şirket ve kooperatiflerin tasfiyeye girmesi halinde tasfiye tamamlanıncaya kadar ticaret unvanlarına " Tasfiye Halinde " ibaresi eklenerek bunun ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi ve unvanın bu surette kullanılmasıdır. 

          C. Ticaret Unvanı Seçme ve Kullanma Yükümlülüğü 
  • Her tacir, ticari işletmesinin açıldığı günden itibaren on beş gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını işletme merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek zorundadır.
           D. Unvanı Kullanma Hakkı 
  • Tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanım hakkı münhasıran sahibine aittir.(Tekel Hakkı ).
  • Tüzel kişi tacirin ticaret unvanında bir gerçek kişi ismi yer alırsa himaye alanı daralmakta, tüm Türkiye'de değil sadece kayıtlı olunan ticaret sicili çevresinde koruma sağlanmaktaydı.
  • Tüm tacirler bakımından ülke çapında koruma esası kabul edilmiştir.
  • Tacirlerin ticaret unvanının aynısı veya karıştırılacak şekilde benzerleri başkası tarafından tekrar tescil edilemez.
  • Tescil edilmemiş ticaret unvanı tescilli ticare unvanı için öngörülen imkanlardan yararlanamaz ise de haksız rekabet hükümleri çerçevesinde koruma sağlanır.Bu koruma hem gerçek kişi hem tüzel kişi ticaret unvanları bakımından geçerlidir. 
  • Süre ile ilgili bir sınırlama Tebliğ ile getirilmiştir. Buna göre ticaret sicilinden silinen bir ticaret unvanı, unvanın silinmesine ilişkin ilanın Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe başka bir tacir adına yeniden tescil edilemez. Böylece tacir sildirdiği ticaret unvanını dahi beş yıl boyunca münhasıran kullanma yetkisine sahip olacaktır. 
       E. Unvanın Korunması
  • Gerçek kişi tacirlerin ticaret unvanı kayıtlı oldukları ticaret sicili çevresi dışında haksız rekabet hükümlerine göre korunduğu için unvanı bakımından koruma sağlanabilir. 
  • Unvanın korunması için tescil zorunludur.
  • Ticaret unvanının , ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi ; 
            - Bunun tespitini,
            - Yasaklanmasını,
            - Haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini               veya silinmesini,
            - Tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını,
            - Gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını,
            - Zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat iseyebilir. Maddi tazminat               olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin                 karşılığına da hükmedilebilir. 
  • Mahkeme davayı kazanan tarafın talebi üzerine masrafları aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere hükmün gazete ie yayınlanmasına karar verebilir.
  • Ticaret unvanına seçilmesi, oluşturulması, kullanılması, tescili, gerekli ilavelerin yapılmasına ilişkin  hükümlere muhalefet halleri için çeşitli cezai müeyyideler öngörülmüştür.
                   İŞLETME ADI

         İşletme sahibini hedef tutmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan ada işletme adı denir. Ticaret unvanı taciri muhatap alır, işletme adı ise işletmeye verilen addır ve diğer adlardan ayırt etmeye yarar. Tacirler ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorunda iken , işletme adı kullanmak mecburiyetinde değildir. Esnaf ticaret unvanı kullanmazsa da işletme adı kullanabilir. İşletme adının nasıl oluşturulacağı konusunda kanunda bir açık hüküm yoktur bu yüzden- işletme adının teşkili konusunda serbesti ilkesi geçerlidir. İşletme adı kullanma mecburi olmamakla birlikte tacir işletme adı kullanıyorsa bunu tescil ettirmek zorundadır. Aksi halde TTK md 38 ve 51' deki müeyyideler uygulanır. Tescil ve ilan edilmiş işletme adı sahibine kullanma bakımından tekel hakkı sağlar. Eğer işletme adı tescil ve ilan edilmişse tacir, bu hakkına vaki ihlaller halinde TTK md. 52'ye dayanarak koruma talep edebilir. İşletme adı tescil ettirilmemişse yine haksız rekabet kurallarına göre koruma sağlanır. Tescil koruma için kurucu etki göstermektedir. 
                                                              
                     MARKA

         Marka , işletmenin ürettiği mal veya hizmetleri diğer işletmelerin ürettiği mal veya hizmetlerden ayırt etmeye hizmet eden her türlü işarettir.
  • Marka kullanmak mecburi değildir. 
  • Kullanılan markanın herhangi bir yere resmi olarak kayıt edilmesi de zorunlu değildir. Eğer marka sahibi markayı tescil ettirirse 6769 s. SMK'nun öngördüğü özel koruyucu imkanlardan yararlanır.
  • Marka tescil edilirken hangi mal veya hizmetler için kullanılacağı belirtilir ve tescilli marka koruması yalnızca onlar için söz konusu olur. Tescil edilmeyen mal veya hizmetler için kural olarak başkası aynı markayı kullanacağı mal veya hizmetler için kendi adına tescil ettirebilir.
            A. MARKANIN TANIMI ve FONKSİYONLARI 

        Bir işletmenin ürettiği mal veya hizmetleri başka işletmelerin ürettiği ml veya hizmetlerden ayırt etmek üzere kullanılan her türlü işarettir. Bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için ayırt edicilik özelliğine sahip olması ve marka olarak kullanılmaya uygun olması aranan en temel iki şarttır. 
  • Marka esas itibarıyla üç ana fonksiyona sahiptir.Bunlar kaynak gösterme fonksiyonu, garanti fonksiyonu, garanti fonksiyonu ve tanıtma(reklam) fonksiyonudur.
  • Marka öncelikle bir malın hangi işletme tarafından üretildiğini veya piyasaya sürüldüğünü veya bir hizmetin hangi işletme tarafından yerine getirildiğini yani mal veya hizmetin kaynağını gösterir. Bu markanın kaynak gösterme fonksiyonudur.
  • Marka iyi mal ve hizmetin yerine kötülerinin konulmasına veya yapılmasına karşı müşterileri korur. Müşteriyi mal veya hizmetin kalitesini her defasında yeniden denemekten kurtarır. Müşteri marka sayesinde mal veya hizmetin kalitesinin ve diğer ayırıcı özelliklerinin değişmediğini ve aynı olduğunu teşhis edip anlayabilmektedir. Buna markanın garanti fonksiyonu adı verilir.
  • Tanıtma markanın diğer önemli bir fonksiyonudur. Tanıtım pazarlamanın en önemli unsurlarından olduğu ve markasız da tanıtım olmayacağı için yerinde ve doğru marka seçimi işletmeler açısından ticari hayatta başarılı olmanın başlıca faktörlerinden birisidir. 

        B. MARKA ÇEŞİTLERİ 

     Markalar kullanıldığı mal veya hizmetler bakımından ikiye ayrılır. Ticaret markası ve hizmet markası.

  1. TİCARET MARKASI : Malın üzerine konulan marka olup malın hangi işletme tarafından üretildiğini göstermeye yarar.
  2. HİZMET MARKASI : Bir hizmetin hangi işletme tarafından yerine getirildiğini gösteren markadır. 
  • Markalar kullanım şekli bakımından ferdi, garanti ve ortak marka olmak üzere üçe ayrılır.
  1. Ferdi Marka ; bir üretim , ticaret veya hizmet işletmesine ait olup onun tarafından kullanılan markadır. Ferdi marka gerçek veya tüzel kişiye ait olabilir. Ferdi marka bir kişiye ait olabileceği gibi elbirliği veya paylı hak sahipliğine de konu olabilir. Selpak, Ülker, Kia ferdi markalardır. 
  2. Garanti Markası, marka sahibinin kontrolü altında kullanılan ve bu markayı kullanmaya yetkili kılınmış işletmeler tarafından üretilen mal veya sunulan hizmetlerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi kaynaklarını ve kalitesini garanti etmeye yarayan markadır. Garanti markası sertifikasyon belgeleme   veya kalite markası veya denetim işareti olarak işlev görmekte ve adlandırabilmektedir. Garanti markası mal ve hizmetin kesinleşmiş belirli kalite ve özelliklere sahip olduğuna işaret etmektedir. Garanti markaları belirli standartlara uyanlar tarafından kullanılır.   ISO 9000 Kalite Standardı Markası, WOOLMARK garanti markalarıdır.
  3. Ortak Marka; bir sözleşme çerçevesinde, tüzel kişilik meydana getirmeksizin bir araya gelen gerçek veya tüzel kişilerin oluşturduğu birliğe dahil işletmeler tarafından üretilen mal veya hizmetleri diğer işletmelerin mal veya hizmetlerden ayırt yarayan ve bu işletmelerce ayrı ayrı kullanılabilen markadır. TARIŞ, SOLIGEN ortak markalardır. 

          C. MARKANIN TESCİLİ ve KORUMA SÜRESİ 
     
       6769 s. SMK'nun getirdiği korumadan yararlanabilmek için marka olarak kullanılacak işaretin Türk Patent ve Marka Kurumu(TPMK) nezdinde tutulan Sicile tescil edilmesi gerekir. 

         Tescilli bir markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır. Bu süre on'ar yıllık dönemler halinde yenilenir. Yenilenme ile elde edilen yeni koruma süresi mevcut tescilin sona erdiği gün başlar .Yenileme sicile kaydedilir ve yayınlanır.
         Markanın, tescil tarihinde itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde marka iptal edilir. 
         Markanın kullanılmamasına yol açabilecek haklı nedenler ise, doğal afetler, savaş ve ekonomik kriz,gümrük mevzuatının değişmesi, ithalat kısıtlamaları gibi hallerdir. Bu türden nedenlerin varlığı halinde marka beş yıl içinde kullanılmasa dahi iptal edilemez. 

            D. MARKANIN HUKUKİ İŞLEMLERE KONU OLMASI 

         Markalar ticari işletmenin ekonomik değer ifade eden yani parayla ölçülebilen maddi olmayan bir unsurudur. Bu yüzden marka hakkı birçok hukuki işlem ve hukuki olaya konu olur. Devir, miras yoluyla geçme, lisans verme, haczedilme, rehin verme.

           E. MARKANIN KORUNMASI 

        Yukarıda da belirttiğimiz üzere tescilli markalar SMK'nda öngörülen hükümler çerçevesinde korunurlar. Tescilli olmayan markalar SMK hükümlerinden kural olarak yararlanamaz. Bunlar haksız rekabet hükümleri korumasına tabidir. 
  1. HUKUKİ SORUMLULUK : Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir.                                                                                                            Marka hakkına tecavüz sayılabilecek olayların tespiti                                                                    Muhtemel tecavüzün önlenmesi                                                                                                      Marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması                                                                              Tecavüzün kaldırılması maddi ve manevi zararın tazmini                                                              Marka hakkına tecavüz sebebiyle el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınması.                                                                                                                                              Marka hakkına tecavüzün devamını önlemek amacıyla el konulan ürünler ve araçlar üzerindeki markaların silinmesi ve tecavüzün önlenmesi bakımından zorunlu ise imha edilmesi      Marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen kararın masrafları bu şahsa ait olmak üzere ilgililere tebliğ  edilmesi ve yayın yoluyla kamuya duyurulması                                            Marka hakkı sahibi, hakkına tecavüz eden tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri kişisel ihtiyaçları ölçüsünde elinde bulunduran veya kullanan kişilere karşı, bu SMK'da yer alan hukuk davalarını açamaz veya ceza davası açılması için şikayette bulunamaz.
  2. CEZAİ SORUMLULUK : Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacaktır.                                                                 Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına mahkum edilir.                                                                                                                                                          Yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.                                                                                                               Yukarıda anılan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır.                                                                                Yukarıda yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır.                                                                                                                                   SMK md. 30 tanımlanan marka suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır.                                                                                                                                       Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlanması halinde hakkında cezaya hükmolunmayacaktır(etkin pişmanlık).                                                                                                    

3 Temmuz 2017 Pazartesi

TÜRK TİCARET HUKUKU-4



TİCARET SİCİLİ 


    Ticaret sicili bir deftere verilen isim olmaktan öte ticari işletme ile ilgili bazı konu veya hususiyetlerin alenileşmesine yahut bazı hakların kazanılmasında işlev gören, belirli iş ve işlemlerin kaydedildiği resmi nitelikte ve herkese açık bir sicildir.


          TİCARET SİCİLİ TEŞKİLATI 

    Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın gözetiminde olmak üzere sicil işletmeleri ticaret ve sanayi veya ticaret odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicil memurlukları tarafından gerçekleştirir.Ticaret ve sanayi odası veya ticaret odası bulunan yerlerde bir ticaret sicili memurluğu kurulur.

         TİCARET SİCİLİNİN ALENİLİĞİ 

    Ticaret sicili alenidir, herkese açıktır. TTK md. 35, f.2' ye göre, herkes ticaret sicilinin içeriğini ve orada saklanan bütün senet ve belgeleri inceleyebileceği gibi bunların tasdikli suretlerini de isteyebilir.

          TİCARET SİCİLİNE KAYDI GEREKEN HUSUSLAR 

     Ticaret hukuku sistemimizde ticari işletme veya tacirle ilgili bütün hususlar kendiliğinden zorunlu olarak ticaret siciline kaydedilmemekte; hangilerinin kaydedileceği tek tek ve ayrıca kanunda gösterilmektedir. Buna göre de, işletme veya tacirle ilgili bir konunun ticaret siciline kaydedilmesi bunun TTK veya TSY tarafından açık bir hükümle istenmesine bağlıdır. Eğer  bu vasıflar ortada yoksa işletme veya tacirle ilgili her vakanın sicile kaydına gerek ve ihtiyaç yoktur. Kaydedilse bile sicilin sağladığı imkanlardan yararlanamaz.

          TİCARET SİCİLİNDEKİ İŞLEMLER


  •  Tescil , bir vakanın sicile geçirilmesidir.
  •   Değişiklik, tescil edilmiş bir vakanın değişiklikten  dolayı sicildeki kayıtların değiştirilmesidir.
  • Silinme, tescil edilmiş bir olgunun ortadan kalmasıdır.
  • Geçici tescil çözümü, bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya müdür tarafında kesin olarak tescilinde duraksanan olguların ilgililerin isteği üzerine geçici olarak sicile geçirilmesidir. 
NOT : Ticaret sicili işlemleri MERNİS adı verilen ve Merkezi Sicil Kayıt Sistemi üzerinden elektronik ortamda tutulur. Bu merkezi kayıt sisteminde sicil esas defteri, gelen evrak defteri, giden evrak defteri, ihtar ve ceza defteri ile Bakanlığın gerekli gördüğü veya göreceği tüm defterler yer alır.

NOT : Tescil işleminin dayandığı dilekçe, beyanname ve tüm senet, belgeler ile ilanları içeren gazeteler de sicil dairesinde  saklanırlar. 

        
         SİCİLDE İŞLEMLERİN YAPILIŞI

     Tescil işlemi kural olarak ilgilinin istemi üzerine yapılır. Açık hüküm bulunması halinde sicil memurunun resen ve ilgili makamın bildirmesi üzerine tescil de yapılabilir.
  1. İstem Üzerine İşlem ; İstisna olarak sicil memuru tarafından re'sen tescil veya ilgili makamın bildirmesi üzerine tescil istisnadır.
  2. Re'sen İşlem ve İşleme Davet ; Bu da istisnadır ve TTK veya TSY' de belirtilen hususlar varsa re'sen yapılır.
  3. İlgili Makamın Bildirmesi Üzerine ; İstisnai hallere mahsustur ve TTK veya TSY'de hükmün bulunması gerekir.
  
       SİCİL MEMURUNUN İNCELEME GÖREVİ 

     TTK md. 34 uyarınca sicil memuru kendisine tescil başvurularını kanuna, gerçeğe ve kamu düzenine uygunluk bakımından incelemek zorundadır. Sicil memuru inceleme üzerine tescil isteminin kabulü veya reddine yahut geçici tescile karar verir. 

       SİCİL MEMURUNUN KARARINA KARŞI YARGI YOLU 

     Ticaret sicili memurunun inceleme neticesinde vereceği kararlar nihai(kesin) değildir. TTK md. 34'ya göre ilgililer yönelttikleri tescil, tadil veya terkin istemleri üzerine sicil memurluğunca verilecek kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bir dilekçe ile itiraz edebilirler.

       GEÇİCİ KAYIT( GEÇİCİ TESCİL)

     Halli bir mahkeme hükmüne bağlı bulunan veya sicil memuru tarafından kesin olarak tescilinde tereddüt edilen hususlar ilgilinin istemi üzerine geçici olarak tescil edilir. Fakat ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını yada aralarında anlaştıklarını ispat etmezler geçici tescil re'sen silinir. 
Geçici tescil kural olarak üç ay geçerlidir. Dava üç aylık süre dolmadan sulh veya feragat gibi nedenlerle ya da kendiliğinden biter ve karar kesinleşirse sonuca göre ya geçici kayıt tamamen silinir ya da  kesin kayıta(tescile) dönüştürülür.

      SİCİL İŞLEMLERİNİN İLANI 

    Ankara'da yayımlanmakta olan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile yapılır. Gönderilen ilanlar en az 10 gün içinde yayımlanmaktadır. 

     TİCARET SİCİLİNE TESCİL ve İLANIN ETKİSİ

   Ticaret Sicili kayıtları, TTSG' de ilan edilen günden itibaren, ilan aynı nüshada yayımlanmamışsa son kısmının yayınlandığı günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder. 
   Ticaret Sicilinde tescil sicil kayıtlarının konusuna tesiri bakımından iki türlü etkiye sahiptir. Tescil sadece bir hakkın veya bir hukuki durumun doğmuş olduğunu bildirmek ya da bir hakkın, belli bir hukuki durumun ortaya çıkması için yapılır. İlk halde tescil bildirici, ikinci halde ise kurucu etkiye sahiptir. 

  1. BİLDİRİCİ ETKİ - KURUCU ETKİ  : Ticaret siciline tescil kural olarak bildirici etkiye sahiptir. Ancak ticaret siciline yapılan tescil istisnai hallerde kurucu etkiye de sahip olabilir;        •Ticaret şirketlerinin tescil işlemi ile tüzel kişilik kazanması, Şirketlerin birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirmesi, tescille birlikte geçerlilik kazanır, Anonim şirketlerde kuruluştan sonra devralma sözleşmesinin geçerliliği tescil edilmesine bağlanmıştır, Anonim şirket ana sözleşmesini değiştiren genel kurul kararları tescille birlikte geçerlilik kazanır, Unvan ve işletme adının Kanunu da yer alan özel düzenlemelerle korunması bunların tescil edilmesine bağlıdır. 
  2. OLUMLU ETKİ - OLUMSUZ ETKİ : Olumlu etki, tescili veya hem tescili hem de ilanı gereken bir husus tescil ve ilan edilmişse üçüncü şahıslar kanunen sicile kaydedilmesi gereken bir husus sicile kayıt ve buna bağlı olarak ilan edilmişse, üçüncü şahıslar bu kayıtları bilmediklerini iddia edemezler. Örneğin ticari mümessilin vekilinin geri alınması tescil ve ilan edilmemişse üçüncü şahısların temsil yetkisinin geri alındığını bilmediklerine dair iddiaları itibar bulmaz. Buna sicilin müspet yani olumlu etkisi denmektedir . Sicilin olumlu etkisi tescili ve ilanı zorunlu olan konular hakkındadır. İlgililer yasal olarak tescil ve ilana tabi olmayan bir olay veya işlemi tescil ve ilan ettirerek ticaret sicilinin olumlu tesirinden yararlanamaz. Olumsuz etkiyse tescili lazım olan hallerde tescil edilmem,ş veya tescil edilip de ilanı gereken hallerde ilan edilmemiş olan bir husus ancak bunu bildikleri ispat edilmek şartıyla üçüncü şahıslara karşı ileri sürülebilir. Üçüncü kişilerin bilmesi ve bilmesi gerektiği hallerde, tescil edilmesi gereken ancak  edilmeyen hususun üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi olanaklı hale gelmiştir. Buna sicilin olumsuz etkisi adı verilmektedir. 

                         TİCARET SİCİLİNE GÜVEN ve SİCİLİN TUTULMASINDAN                                                                                      DOĞAN SORUMLULUK 


  1.  Sicile Güven İlkesinin Güvensizliği ; Ticaret sicili bir ilişkinin varlığı veya yokluğu hakkında hukuki değil sadece fiili bir karine oluşturduğu için sicildeki kayıtlara güvenerek bir işlem yapan üçüncü şahıs bu kayıtlara konu teşkil eden olay veya ilişki geçerli olmak koşuluyla hak kazanabilir. Gerçeğe aykırı tescile yaptıran şahıs kötüniyetle ise, cezai müeyyidelere tabi olmaktan başka tescilden dolayı zarar görenlerin zararını  da tazmin  etmek zorundadır. 
  2. Sicilin Tutulmasından Doğan Sorumluluk ve Cezai Müeyyideler ; Tescil ve kayıt için kötüniyetle gerçeğe aykırı beyanda bulunan ilgili gereğe aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin zararını gidermekle yükümlüdür. Kayıtların kanun hükümlerine ( TTK md. 32 ) uymadığını öğrendikleri halde düzeltilmesini istemeyenler ve tescil   olunan bir hususun değişmesi, sona ermesi veya kaldırılması dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemeye ya da yeniden tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye zorunlu olup da bunu yapmayanlar, bu kusurları nedeniyle üçüncü kişilerin uğradıkları zararları tazmin ile yükümlüdür. Bu sayılanlar hukuki müeyyideler idi ve şimdide cezai müeyyideleri çalışalım. Ticaret sicil memurunun tescile davetine verilen müddet içinde uymayarak tescil isteminde bulunmayan veya tescilden  kaçınma sebeplerini bildirmeyen kimse mahallin en büyük mülki amiri tarafından para cezasına mahkum edilir. Tescil ve kayıt için bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar, İki bin Türk lirası para cezasıyla cezalandırılır. Devletin, sanayi ve ticaret odaları ile ticaret sicil memurunun sorumluluğu hakkında şunlar belirlenebilir: Ticaret sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumludur. Devlet ve sicil görevlilerini atamaya yetkili kurum zararın doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder.