sözleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sözleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2019 Pazartesi

TÜRK TİCARET HUKUKU - 8





                                                                  CARİ HESAP 



                             TTK md. 89 f-1 ;
                  İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı            ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçmeleri ve bunları da kalem kalem alacak ve borç                      şekline  çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin              sözleşme cari hesap sözleşmesidir.


           CARİ HESAP SÖZLEŞMESİ 

  • Yazılı olarak yapılması gerekir 
  • Sözleşme ile kurulur ve bu sözleşmenin konusunu takası mümkün olan karşılıklı alacak ve borçlar  oluşturur. 
  • Alacak ve borçların bir süre istenmesinden vazgeçilmektedir. 
  1. SÖZLEŞMENİN NİTELİĞİ, ŞEKLİ, TARAFLARI : Cari hesaba girecek veya  bunun dışında kalacak alacakların neler olduğu, faiz oranı, sözleşmenin başlangıcı ve ne kadar süreyle devam edeceği hakkında hükümler konulur. Sözleşmede hangi devrelerde hesabın görüleceğinin de belirtilmesi gerekir. Yazılı geçerlilik şarttır, adi yazılı şekil yeterlidir. Her iki tarafında tacir olmadığı bir cari hesap sözleşmesi veya en az birisi veya her ikisi de tacir olan özellikle cari hesap hükümlerine tabi olacaktır. Özellikle bileşik faiz uygulaması bakımından her iki tarafın tacir olması gerekmektedir.
  2. CARİ HESABA GEÇİRİLEBİLEN veya GEÇİRİLEMEYEN ALACAKLAR : Her hangi bir hukuki sebep ya da ilişkiden doğan alacakları cari hesaba kaydedilebilir kılar. Cari hesaba kaydedilebilecek takası mümkün karşılıklı alacak ve borçların sözleşmeden doğması gerekir. Sebepsiz zenginleşme veya haksız fiilden doğan alacak ve borçlar cari hesaba geçirilemez. Cari hesaba geçirilemeyecek olan alacaklar ise TTK md. 93 de belirtilmiştir. 


          CARİ HESAPTA HESAP DEVRESİ ve SÖZLEŞME SÜRESİ

  • Cari hesaba ait iki tür süre vardır. Bunlardan birincisi cari hesap sözleşmesinin süresi, ikincisi ise bu sözleşmeye ait hesap devrelerine ilişkin sürelerdir. 
  • Cari hesap sözleşmesi belli veya belirsiz süreli yapılabilir. Sözleşme belirli süreliyse  sürenin sona ermesiyle hesap kesilir ve bakiye ödenir. Belirsiz süreli ise, sözleşmenin sona ermesi taraflardan birisinin feshi ihbarı ile gerçekleşir. Böylece hesap kesilir, bakiye tespit edilip alacaklı kim  çıkıyorsa ona diğer taraf ona ödeme yapar. 
  • Hesap devresi, sözleşme  veya ticari teamülle tespit edilen hesabın incelendiği, borç ve alacak kalemleri arasındaki farkın tespit edildiği devredir. Sözleşme süresi içinde birkaç hesap devresi bulunabilir. 
  • Hesap devresi içinde tarafların alacaklılık ve borçluluk sıfatları belli değildir. Her hesap devresi sonunda yapılan takas neticesinde ortaya çıkan alacaklılık veya da borçluluk durumunu gösteren hesap cetveli diğer taraf bildirilir. Ortaya çıkarılan bakiyeyi gösteren cetveli alan taraf bir ay içinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzalı belge ile itiraz edebilir, aksi halde kendisine tebliğ edilen bakiyeyi kabul etmiş sayılır. 
  • Bakiyenin bulunması bir tespit işlemidir. Alacaklılık veya borçluluğu nihai olarak etkilemez çünkü cari hesap ilişkisi henüz devam etmektedir.Sadece devrenin birisi bitmiş ve hesaplama bu duruma ilişkindir. 
         CARİ HESAP SÖZLEŞMESİNİN HÜKÜMLERİ 

  1. TECDİT ( ALACAĞIN YENİLENMESİ ) : Borçlar hukukuna göre tecdit yeni bir borcun kurulması sureti ile eski borcun ortadan kalkmasıdır. TBK md 144-145. Cari hesapta teknik ve gerçek anlamda tecdit, hesap devreleri sonunda çıkarılan bakiyenin kabulü ile gerçekleşir.
  2. SÖZLEŞME SÜRESİ  İÇİNDE TARAFLARIN ALACAKLI ve BORÇLU SIFATI :  Taraflar sözleşme müddeti boyunca birbirlerine olan borç veya alacaklarını istemekten vazgeçtikleri için taraflar birbirinden ifa veya ödeme isteyemezler. Çünkü kimi alacaklı olduğu için sözleşme süresi içinde belli değildir. Alacaklı sıfatı belli olamadığı içinde taraflar alacaklarını bakiyenin ortaya çıkarılmasına kadar devredemezler ve haczedemezler. Borçlunun temerrüdü  de gerçekleşmez ve cari hesap kalemlerine zamanaşımı da işlemez. Bakiyenin tespitinden sonra ise alacaklı borçlu tarafından alacağını talep edebilir.
  3. CARİ HESAP SÖZLEŞMESİ SÜRESİNDE FAİZ : Cari hesaba kaydedilen alacaklar için  sözleşme veya ticari teamüller gereğince alındıkları günden itibaren faiz işler. Taraflar faizin işlemeye başlayacağı tarihi kendileri belirleyebilirler. Faizin sınırı ve oranı sözleşme veya ticari teammüllerle belirlenmişse, bakiye tespit edilir ve bakiye üzerinden faiz yürütülür.
  4. TİCARİ SENETLERİN CARİ HESA KAYDEDİLMESİ :  Ticari senetler bedelinin tahsil edilmesi şartıyla cari hesaba kaydedilebilir.

          BAKİYENİN KABULÜ

      Cari hesap sözleşmesinde taraflardan biri hesabı tutar, hesabı tutan taraf  diğer tarafa bir hesap cetveli gönderir. Hesap cetveli göndermek hesabı tutan taraf için bakiyeyi kabul etmek anlamına gelir.Diğer tarafsa eğer itiraz etmezse hesap devresi sonundaki bakiyeyi kabul etmiş olur. Bakiyenin kabulü açıkça veya zımnen olabilir. Ancak hesap özetini alan en geç bir ay içerisinde noter aracılığı ile, taahhütlü yada taahhütlü mektup veya telgrafla veya da güvenli elektronik imza içeren bir yazı ile yazıya itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır. Bakiyenin kabulü cari hesap ilişkilerinde bazı sonuçlar doğurur.
  •        KABULÜN SONUÇLARI :
  1. ALACAĞIN YENİLENMESİ(TECDİT); Hesap devresi sonunda bulunun bakiyenin kabulü tecdit sonucunu doğurur.Yani hesaba girilen karşılıklı alacak veya borçlar tek kaleme indirgenmiş olup ortada kalkmış olurlar. Artık ortada tek bir borç veya alacak vardır.
  2. FAİZ; Bakiyenin tespitinden itibaren  faiz işlemeye başlar. Taraflar, üç aydan daha az olmaması şartı ile diledikleri andan başlatmak üzere faizlerin ana paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi hesap devreleri ile faiz ve komisyon miktarını da sözleşme ile belirleyebilirler. 
  3. TEMİNATLAR; Teminatlar gelecek hesap devresinin sonuna kadar değil, cari hesap sözleşmesinin sonuna kadar devam eder.
  •        BAKİYENİN HACZİ :
         Bakiyenin haczini talep eden alacaklı bakiye üzerindeki haciz kararını icra dairesi yolu ile cari hesabı tutan tarafa tebliğ ettirdiği gün hesap kapatılır ve bakiye tespit edilir. TTK md. 100 f-1 

        CARİ HESAP SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ 
  • BELİRLİ SÜRELİ CARİ HESAPLARDA :
  1. Sözleşmede gösterilen sürenin dolmasıyla,
  2. Taraflardan birinin iflasıyla cari hesap sözleşmesi sona erer.
  3. Taraflardan birinin ölümü veya kısıtlanması halinde, diğer taraf veya kısıtlanan kişinin  kanuni temsilcisi ya da mirasçıları  on gün önceden haber vermek kaydıyla cari hesap sözleşmesini feshedebilir. Bakiyenin ödenmesi hesap devresinin sonuna kalır.
  4. Taraflardan birisinin alacaklısının hesap bakiyesini haciz ettirmesi halinde borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf on beş gün içinde haczi kaldırmazsa diğer taraf sözleşmeyi feshedebilir.
  • BELİRLİ SÜRELİ CARİ HESAPLARDA :
       Taraflardan birisinin feshinin ihbar etmesi ile sona erer. Feshi ihbar hakkının iyi niyet kuralları çerçevesinde kullanılması gerekir. Fesih hakkı uygun olmayan bir zamanda  sırf karşı tarafı zarara sokmak amacıyla kullanılamaz. 
  • NİHAİ BAKİYEYİ TALEP HAKKI :
      Cari hesap sözleşmesinin sona ermesi üzerine hesap kesilir ve nihai bakiye tespit olunur. Tespit edilen nihai bakiyeyi gösteren cetvel diğer tarafa gönderilir. Nihai bakiyenin kabulü yada kabul edilmiş sayılması üzerine alacaklı taraf bakiyenin ödenmesini talep edebilir.

         
      CARİ HESAPTA ZAMANAŞIMI 
   
     Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmemiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. 
     Zamanaşımı cari hesap sözleşmesinin sona erdiği tarihte işlemeye başlar.

21 Haziran 2017 Çarşamba

TÜRK TİCARET HUKUKU-3



Bölüm 2 : TACİR YARDIMCILARI 


  • Türk hukukunda tacir yardımcıları esas itibari ile TBK ve TTK' da düzenlenmiştir. TBK' da düzenlenen tacir yardımcıları ticari temsilci, ticari vekil, pazarlamacı, simsar ve komisyoncudur. TTK' da düzenlenen tacir yardımcıları acente, taşıma işleri komisyoncudur.
  • TBK ve TTK' da düzenlenen tacir yardımcılarından bazıları bağımlı bazılarıysa bağımsız tacir yardımcıları olarak düzenlenmiştir.
      BAĞIMLI TACİR YARDIMCILARI

  1. TİCARİ TEMSİLCİ(TİCARİ MÜMESSİL)

       Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemler de ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendini temsil etmek üzere açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.

Özellikleri;
  1. Ticari temsilci ticari işletmede tacirden sonra en yetkili yönetici olduğu için ticari işletmenin çok büyük iş hacmine sahip olduğu ve şube ya da şubelerinin bulunduğu hallerde atanmaktadır.
  2. Gerçek kişi ticari işletmelerde ticari temsilciyi tacir atar.
  3. Tüzel kişi ticari işletmelerde atama yetkili organlarca yapılır. 
  4. Kollektif ve komandit şirketlerde ticari temsilci atanması olağanüstü işlerden sayıldığı için yönetici vasfına sahip olsun ya da olmasın bütün ortakların oybirliği gerekir.
  5. Anonim şirket ve kooparatiflerde yönetim kurulu paylı komanditelerde anonim şirketlerdeki yönetim, kurulu yerine geçen komandite ortaklar tarafından limited şirketllerdeyse esas sözleşmede aksine hüküm yoksa genel kurul tarafından atanır. 
  6. Ticari temsilcinin ticaret siciline kaydı mecburidir. 
  7. Ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılır. Ticari temsilci, açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz.
  8. Ticari temsilcinin üçüncü kişilerle yaptığı işlemler taciri başlar.
  9. Temsil yetkisi, bir şubenin işleriyle sınırlandırılabilir. Temsil yetkisi, birden çok kişinin birlikte imza atmaları koşuluyla da sınırlandırılabilir. Bu durumda, diğerinin katılımı olmaksızın temsilcilerden birinin imza atmış olması, işletme sahibini bağlamaz. Temsil yetkisine ilişkin az önce sıraladığımız ticaret siciline tescil edilmedikçe, iyiniyetli üçüncü kiişilere karşı hüküm doğurmaz. Temsil yetkisine ilişkin diğer sınırlamalar, tescil edilmiş olsalar bile, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
  10. Temsil yetkisi karşılıklı güvene dayandığı için tacir ticari temsilciye verdiği temsil yetkisine her zaman geri alabilir. Biz buna azil yani temsil yetkisinin geri alınması veya azletme demekteyiz. 
  11. Bir de arkadaşlar temsil yetkisi ölüm , iflas veya fiil kaybının sonucunda da  sona erer.
2. TİCARİ VEKİL 
       Tacir işletmede daha dar kapsamlı yönetim ve temsil yetkisi ya da sadece tahsis edilen belli bir işi yürütmek üzere elemanlar almak isteyebilir. Kanunda bu ihtiyacı karşılamak için ticari vekil şeklinde bir tacir yardımcısını hükme bağlamıştır. 

Özellikleri ; 
  1. Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmenin bazı  işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.
  2. Ticari işletmenin alışılmış bütün satış işlerini yapar.
  3. Yetkili oldukları işlemler hakkında fatura imzalamak.
  4. Ticari işletmenin alışılmış işlerinden doğan borçların ifa edilmesi veya bunların hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesine ilişkin ihtar veya diğer açıklamaları işletme sahibi adına yapmak; bu nitelikteki ihtar veya diğer  açıklamaları, özellikle alışılmış işlem dolayısıyla teslim edilmiş mallara ilişkin ayıp bildirimlerini ticari işletme adına kabul etmek. 
  5. Ticari vekiller tacir veya ticari temsilci tarafından atanır. açıkça olabileceği gibi kapalı da olabilir.
  6. Genel ticari vekil ticari işletmenin olağan bütün işlerini görmek üzere atanabilmektedir.
  7. Genel ticari vekilinin temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmek şartıyla sınırlandırılabilir.
  8. Sınırlamalar üçüncü kişilere çeşitli ilan ve bildirim vasıtalarıyla duyurulabilir.
  9. Ticari temsilci için açıklanan istifa, azil , ölüm ve fiil ehliyetinin kaybı gibi sona erme nedenleri ticari vekiller için de geçerlidir.
3. PAZARLAMACI 

     Pazarlamacı, tacir adına işletme dışında faaliyette bulunan ve tacire hizmet ilişkisi ile bağlı bulunan tacir yardımcısıdır. Tacirlere işletmenin dışında gerçekleştirmeyi istediği faaliyetler bakımından, şube açmak ve acente aracılığından yararlanmak dışında sağlanan bir hukuki imkandır.

Özellikleri ; 
  1. Pazarlamacı bağlı tacir yardımcısıdır.
  2. Pazarlamacı ancak tacir adına faaliyette bulunabilir. Esnaf ile sözleşmelerini konu alan sözleşmeler, pazarlamacılık sözleşmesi olarak nitelendirilemez.
  3. Pazarlamacı sürekli bir tacir yardımcısıdır. Bu unsur pazarlamacıyı simsardan ayırmaktadır. 
  4. Pazarlamacının faaliyet alanın işletmenin dışıdır. Bu unsur pazarlamacıyı özel yetkili ticari vekillerden ayırmaktadır.
  5. pazarlamacının temsil yetkisi kural olarak yoktur ve gerçekleştirdiği faaliyet aracılık olarak nitelendirilmektedir. Bu unsur pazarlamacıyı eski düzenlemede yer alan seyyar tüccar memurundan ayırmaktadır.
  6. Pazarlamacı ve tacir arasında ki hizmet ilişkisi, ücreti de pazarlama ilişkisinin bir unsuru yapmaktadır. 
  7. Tacir ve pazarlamacı arasında gerçekleştirilen sözleşmede sürenin sona ermesi, pazarlamacının yetkileri, ücret ve masrafların nasıl ödeneceği, taraflardan birinin yerleşim  yeri yabancı ülkede ise hukukun ve yetkili mahkemenin hangisi olduğu konularını içermelidir. tarafların deneme süresi kararlaştırmaları da mümkündür. Deneme süresi iki ayı geçemez. Bu sözleşme şekle bağlı değildir.
  8. Pazarlamacının belli başlı hakları vardır. bunlar sırasıyla; Ücret hakkı, inhisar(teke) hakkı, masrafları isteme hakkı, hapis hakkıdır.
  9. Pazarlamacıların bir de belli başlı yükümlülükleri vardır. bunlar da sırasıyla; Talimatlara uyma yükümlülüğü, rekabet etmeme yükümlülüğü, bilgi verme yükümlülüğü, iş yerinde çalışma yükümlülüğü, garanti yükümlülüğünün bulunmasıdır.
  10. Pazarlamacılık sözleşmesinin şartları taraflarca düzenlenebilir. Böyle bir düzenleme olmazsa, hizmet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin hükümler, pazarlamacılık sözleşmesinin sona ermesine de uygulanacaktır.
            
           BAĞIMSIZ TACİR YARDIMCILARI 

  1. SİMSAR 

       Simsarın taraflar arası sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.
Simsarın, bu işi meslek olarak icra etmesi zorunlu değildir. Ancak simsarın bir işletmesi var ve esnaf işletmesi sınırlarını aşıyorsa, tacir sıfatına da sahip olacaktır. bu sebeple simsar bağımsız tacir yardımcısıdır.

Özellikleri ;
  1. Simsarlık sözleşmesi müvekkil ve simsar arasında yapılan ve müvekkilin sözleşme yapabileceği üçüncü kişiyi bulmasını sağlamayı amaçlayan bir sözleşmedir.
  2. Simsar aracılık faaliyetinde bulunur. Simsarın kural olarak temsil yetkisi yoktur.
  3. Simsar müvekkilin menfaatlerini gözetmelidir.
  4. Ücret belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir.
  5. Zamanaşımı alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar beş yıllık zamanaşımına bağlanmıştır.
2. ACENTE 

       Ticari mümessil(temsilci), ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer ya da bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denmektedir.

Özellikleri ;
  1. Acenteler bağımsız tacir yardımcılarıdır.
  2. Acentelik ilişkisi bir sözleşmeye dayanmaktadır.
  3. Acente belli bir yer veya bölge içinde faaliyetini yapar.
  4. Acentelik ilişkisi süreklidir.
  5. Acenteliğin Aracı acente ve Sözleşme yapan acente olmak üzere iki türü vardır.
  6. Acente faaliyetini meslek olarak yürütmektedir.
  7. Acente tacir ve ticari işletme işlettiği ve acenteliği bu çerçevede yaptığı için gördüğü iş karşılığında ücret alır.
  8. Acente gerçek veya tüzel kişi olabilir.
  9. Acentenin belli başlı borçları vardır. Bunlar sırasıyla ; Müvekkilinin işlerini görme ve menfaatlerini koruma, haber verme, talimatlara uyma, önleyici tedbirler alma, rekabet etmeme, 
  10. Acentenin belli başlı hakları vardır. Bunlar sırasıyla ; Ücret isteme hakkı, olağanüstü masrafların ödenmesini isteme hakkı, hapis hakkı, tekel hakkı.
  11. Aracı acentelik kanununda öngörülen asıl acente tipidir.
  12. Acenteye verilen temsil yetkisi sınırlandırılabilir. 
  13. Acente, yetkisi olmaksızın veya yetki sınırlarını aşarak, müvekkili adına bir sözleşme yaparsa müvekkili bunu haber alır almaz icazet verebilir; vermediği taktirde acente sözleşmeden kendisi sorumlu olur.Acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili olarak her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Acentenin aracı veya temsilci olarak katıldığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açılabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
  14. Acenteliğin sona gelmesi olayına gelecek olursak sevgili arkadaşlar, acentelikle ilgili düzenlemelerin yanında, acentenin türüne göre aracı acente hakkında simsarlık hükümleri, sözleşme yapan acente hükümleri, sözleşme yapan acente hakkında komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan durumlarda vekalet hükümleri uygulanmaktadır.
BELİRLİ SÜRELİ ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ; Esasen aslında belirli sözleşme olarak yapılır ancak belirli süreli yapılmışsa acentelik sözleşmesi bu müddetin tamamlanmasıyla ve herhangi bir feshi ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Belirli süreli acentelik sözleşmesi sona ermesine rağmen taraflar sessiz kalarak sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmeye devam ederlerse acentelik sözleşmesi sona ermez, belirsiz süreli hale gelir. 

BELİRSİZ SÜRELİ ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ; Acentelik sözleşmesi belirsiz bir müddet için yapılmışsa her iki taraf üç ay önce ihbar etmek şartıyla sözleşmeyi feshedebilir. Buradaki fesih ihbarının noter aracılığıyla veya telgrafla, iadeli taahhütlü mektupla veya güvenli elektronik imzalı belge ile yapılması gerekir. Belirsiz süreli acentelik sözleşmelerinde feshi ihbar süresi kısaltılamazsa da sözleşmeyle uzatılabilir.

HAKLI NEDENLERDEN DOLAYI ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ; Belirli ya da belirsiz süreli acentelik sözleşmelerinde haklı bir sebebin varlığı halinde karşı taraf sürelere uymak zorunda kalmadan her zaman sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir. Uyuşmazlık halinde gerek acente gerekse de müvekkilin dayandığı sebebin haklı olup olmadığına mahkeme karar verir.

DİĞER SEBEPLERDEN DOLAYI ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ; Taraflardan biri acente gerekse de müvekkilin dayandığı sebebin haklı olup olmadığına mahkeme karar verir. 

    15. Sona ermenin hüküm ve sonuçlarına gelecek olursak ; Sözleşmenin bazı nedenlerle sona ermesi halinde iki çeşit tazminat öngörülmüştür. bunlardan ilki yarım kalan işlere ilişkindir. İkincisiyse acentenin müvekkiline kazandırdığı müşterilerden kaynaklanan talep hakkıdır. İlk olarak bir haklı sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. Müvekkil, acentenin bulunduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediliyorsa, acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
    16. Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan tüm talep hakları sözleşmenin sona ermesinden itibaren beş yıllık zaman aşımı süresine tabidir.
   17. TTK. md. 103 uyarınca özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla acentelikle ilgili hükümlere tabi tutulan kişiler şunlardır ;
  
  • Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar
  • Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar.


3. KOMİSYONCU 

Komisyoncu kendi adına müvekkili hesabına hareket eder. Komisyoncu dolaylı temsil ilişkisi çerçevesinde faaliyet gösterir. Komisyoncu, işlemi kendi adına yapar, müvekkilinin hesabına hareket eder. İşlemden doğan hak ve borç değildir, komisyoncu tarafıdır. Çünkü komisyoncu müşteri ile yapılan işlemin tarafı değildir, komisyoncu tarafıdır. Çünkü komisyoncu müşteri ile kendi adına işlemi yapmaktadır. 


 Özellikleri ; 
  1. Alım satım komisyoncusu kendi adına müvekkili hesabına işlem yapar.
  2. Komisyoncunun faaliyet şekli dolaylı temsil ilişkisine dayanır. Bundan dolayı müşteri ile kendi adına yaptığı işlemden doğan hak ve borçları müvekkiline devreder.
  3. Alım satım komisyonculuğunun konusu kıymetli evrsak veya menkul eşya(mal) alım satımıdır.
  4. Komisyoncu bağımsız tacir yardımcısı olmakla birlikte tacirle ilişkisi sürekli değildir. Komisyonculuk ilişkisinde müvekkil tek bir işin görülmesi için yetki verir. Bu nedenle komisyoncu acenteden ayrıdır. Çünkü simsar kendi adı veya hesabına hareket etmez. Kural olarak sadece tarafları buluşturur. Bu yönüyle komisyoncu simsardan ayrıdır. Ancak komisyoncu müvekkili ile sürekli ilişki içinde olmaması ile de simsara benzer. 
  5. Komisyoncu ücret karşılığında faaliyet gösterir.
  6. Komisyonculuk faaliyeti ticari işletme boyutundan yürütülüyorsa işleten tacir sıfatını elde eder. 
  7. Komisyoncunun borçlarıysa ; müvekkiline bilgi vermesi, eşyaya özen göstermesi, sözleşme konusu malı sigorta ettirmesi, müvekkilinden gelen talimatlara uyma ve işi tamamlamasıdır.
  8. Komisyoncunun haklarıysa TBK md. 538-545 hükümlerinde düzenlenmiştir. Ücret hakkı, verdiği avansları ve masrafları isteme hakkı, hapis hakkı, taraf olma hakkıdır.
  9. Komisyonculuk ilişkisi TBK md. 532, f. 2' de yapılan açık atıf gereği vekalet hakkındaki hükümler çerçevesinde son ulur. Buna göre, işin görülmesi, müvekkil veya komisyoncunun ölümü, gaipliği, iflası ve fiil ehliyetini kaybetmesi, istifa ve azil bu ilişkiye son verecektir. Uygun olmayan zamanlarda komisyonculuk ilişkisinden dönen taraf diğer tarafın zararını tazminle mükellef olacaktır.( TBK md. 512) komisyonculuk ilişkisinden kaynaklanan tüm davalar beş yıllık zaman aşımı süresine tabidir. (TBK md. 147, f.5)
  10. Taşıma komisyoncusu alım satım komisyoncusundan farklıdır. Taşıma işleri komisyoncusu kıymetli evrak veya mal alım satım ile meşgul olmayıp, müvekkilin talimatı doğrultulmasında onların bir yerden diğerine nakledilmesine aracılık ederler.
  • Taşıma işleri komisyoncusu kendi adına müvekkili hesabına eşya taşıtmayı taahhüt eder.
  • Taşıma işleri komisyonculuğu eşyanın yer değiştirmesine yönelik bir faaliyettir.
  • Taşıma işleri komisyonculuğu devamlı yapılan bir iştir.
  • taşıma işleri komisyonculuğu ücret mukabilinde yapılır.
Taşıma İşleri Komisyonculuğunun Borçları ; 
  • Ana borcu eşyayı taşımak ve bunun için bir taşıyıcı bulup onunla sözleşme yapmaktadır. Bu borcunu yerine getirirken basiretli bir tacir gibi hareket etmeli,, müvekkilinin menfaatlerini korumalı ve onun talimatlarına uygun davranmalıdır.
  • Müvekkil eşyanın taşınması esnasında ortaya çıkabilecek hasar rizikolarına karşı onu koruyucu ambalaj içinde komisyoncuya teslim etmelidir. Komisyoncu kendisine teslim edilen eşyanın dışarıdan tespit edilecek eksikliklerini veya ayıbını bulup denetlemekle yükümlüdür.
  • Müvekkilinin menfaatlerini koruyup ,talimatlarına uyumalıdır.
  • Her hangi amaçla tedbir için taşıyıcıya koruyucu ambalajla teslim etmelidir.
  • Müvekkilin emirlerini, taşıyıcıya iletmek.
  • Komisyoncu üstlendiği işi bizzat gerçekleştirmelidir.
Taşıma İşleri Komisyonculuğunun Hakları ;

  • Ücret isteme hakkı
  • Masraf ve avansların ödenmesini isteme hakkı
  • Hapis hakkı
  • Komisyoncu taşıyıcının ücretini ödediği anda onun hakları kendisine geçer .
Taşıma İşleri Komisyonculuğunun Sona Ermesi ve Zamanaşımı ;
  • TTK md. 917-930' da taşıma işleri komisyonculuğunun sona ermesi düzenlenmiştir. Alım satım komisyonculuğuna göre işin görülmesi, istifa, azil, ölüm, gaiplik, fiil ehliyetinin kaybı, iflas, sona erme nedenleri olarak sayılacaklardır.Taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinden doğan tüm talepler bir yılda zamanaşımına uğrar. Ağır kusur ve kastın bulunması halinde zamanaşımı süresi üç yıldır.

























1 Mayıs 2017 Pazartesi

HUKUKTAKİ TEMEL KAVRAMLAR- 5



      Bölüm 12 : SORUMLULUK KAVRAMI

         Bu bölümde hukuktaki sorumluluk, siyasi sorumluluk,cezai sorumluluk,mali sorumluluk olmak üzere 3 sorumluluk türü inceleyeceğiz.

              1.SİYASİ SORUMLULUK 

       İdarecilerin "egemen"liğe karşı olan sorumluluğudur.

       A. KOLLEKTİF SİYASİ SORUMLULUK :

    Bakanlar kurulu hükümetinin genel siyasetinin yürütülmesinden dolayı TBMM karşısında bakanlar kurulunun bütün üyelerinin birlikte sorumlu olması demektir. Gerçekleşme usülu güven oyudur.

      aa) Göreve başlarken güven oyu : Göreve yeni başlayan bakanlar kurulu TBMM'den güven istemek zorundadır. TBMM yeni kurulan bakanlar kuruluna güven oyu vermezse, kurulmuş olan bakanlar kurulunun görevi sona erer.

     bb) Görev sırasında güven oyu : Bir bakan kendi için meclisten güven oyu isteyemez.Ancak güven isteme bakanlar kurulu kararıyla yapılamaz. Doğrudan başbakan tarafından yapılır.Güven isteme meclise bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz. güven isteme üye tam sayısının salt çoğunluğu ile red edilebilir(Anayasanın 111.Maddesi hukukçular açısından Turgut Özal kuralı olarak geçer.)

     cc) Gensoru sırasında güven oyu : Gensoru görüşmeleri sırasında bakanlar kurulu hakkında güven oylamasına gidilebilir(Anayasanın 99/3-4 )Bu iki durumda ortaya çıkar. Gensoru görüşmeleri sırasında milletvekileri veya siyasi parti grupları güvensizlik önergeleri verebilirler. Bu güvensizlik önergeleri sonucunda güven oylaması yapılmaktadır. Gensoru görüşmeleri sırasında bakanlar kuruluda güven isteyebilir..

      B.BİREYSEL SİYASI SORUMLULUK :

    Bakanların parlamentoya karşı tek tek sorumluluğu anlamına gelir. TBMM yalnızca bir bakanı görevden alabilir.(AY 112-2).


              2.CEZAİ SORUMLULUK 
   
     
      İnsanların ceza hukukundan kaynaklanan sorumluluğu demektir. Karar vermeye adli yargı düzeninde bulunan ceza mahkemesi yetkilidir. Cezai sorumluluk, kişisel bir sorumluluktur. Özel hukuk veya Kamu hukuku tüzel kişilerinin cezai sorumluluğu olamaz. Cezai sorumluluğa kişinin suç işlemesi yol açar. Suçsa kanunun suç olarak tanımladığı insan davranışıdır. Bir insan davranışı belirli bir toplumsal çevrede ne kadar zararlı görülürse görülsün, ceza kanunu tarafından suç olarak tanımlanmadıkça suç teşkil etmez ve bu davranışı yapan kişi cezalandırılamaz. Buna "kanunsuz suç olmaz " ilkesi denir. aynı şekilde fiil suç teşkil etse bile, suç işleyen kişiye kanunun o suç için öngördüğü cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Buna da " kanunsuz ceza olmaz " ilkesi denir.

     A. SUÇUN MADDİ UNSURU : 

  •  Hareket : Bir kişinin bir suç işlediğinden bahsedilemez ve bu kişinin cezai sorumluluğunun doğduğunu söyleyebilmek için her şeyden önce bu kişinin bir harekette bulunmuş olması gerekir. Dış dünyaya yansımış düşünceler, hareket değildir ; bunlardan dolayı kişiler sorumlu tutulamaz. 
  • Netice : Dış dünyadaki bir değişikliktir. Örneğin, Mala zarar verme 
  • Nedensellik Bağı : İlliyet rabıtası denen nedensellik bağı en kısa bir şekilde hareket ile netice arasında sebep- sonuç ilişkisi olarak tanımlanabilir. 


      B. SUÇUN MANEVİ UNSURU : 

        Bir fiilin suç teşkil edebilmesi ve failin suçtan sorumlu tutulabilmesi için fiilin bilerek ve isteyerek yapılması iradi olması özelliğine "suçun manevi unsuru" denir. Failin genel olarak kusurlu bir şekilde hareket etmeye ehil olması gerekir. Failin somut olayda kusurlu bir şekilde hareket etmesi gerekir. Bunlardan birincisine isnat yeteneği denir, ikincisineyse kusurluluk denmektedir.

  •  İsnat Yeteneği : Kişinin kendi hareketlerinin anlamını kavrayabilme ve bunları yapmayı isteme gücüne sahip olması demektir. Yaş küçüklüğü , akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik , geçici nedenler, istemeyerek sarhoşluk, uyuşturucu madde etkisi, ortadan kaldırır veya zayıflatır. 
  • Kusurluluk : fiili, bilerek ve isteyerek yapmış olması gerekir. Suçun manevi unsuru asıl meydana getirilen şey kusurluluktur. Bir kişinin kusurlu olması için kasıtlı ve taksirli olması gerekir.
   a) Kast : Bilerek- isteyerek gerçekleştirilmesidir. Olası Kast : Failin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halidir. Müebbet hapiste 20 ile 25 yıl arası diğer suçlardaysa temel ceza üçte birinden yarısına kadar iner.

   b) Taksir : Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
Taksirli suçun cezalandırılmasının nedeni şudur ; Fail, uygulanması gereken davranış kurallarına uymak suretiyle önleyebileceği bir fiili, bu kuralları ihlal etmek suretiyle istemeyerek gerçekleştirmiş olmaktır. taksirli suçlarda da fail, kısıtlı suçlarda olduğu kadar olmasa da yine kınanabilir niteliktedir.

           CEZAİ SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRAN HALLER ;


  •     Kaza ve Tesadüf (Beklenmeyen Hal ) : Öngörülmesi ve önlenmesi mümkün olmayan ama failin hareketi sebebiyle ortaya çıkan neticedir. Kaza ve tesadüf nedensellik bağını ve dolaylı olarak da kusurluluğu ortadan kaldırır. 
  •    Mücbir Sebep  : Failin dışındaki sebeplerden kaynaklanan neticedir. Örneğin, Uçağa yıldırım düşmesi .
  •    Cebir : Başkası tarafından zorla suç işlemesine zorlamak. Örneğin, Nöbetçiyi zorla nöbet yerinden ayırmak.
  •    İkrah ve Tehdit : Hala var olan ve gelecekte gerçekleşecek bir zarardan kendisini veya bir başka kişiyi kurtarmak için kendinden istenen suçu işlemesi.
  •    Meşru Müdafaa : Birinin ağır ve haksız bir saldırıya karşı kendisini veya bir başkasını korumak için gösterdiği zorunlu tepkidir. 
  •    Iztırar Hali : Bilmeden bir tehlikeden kendini veya bir başkasını kurtarmak için suç işlemek zorunda kalmasıdır. Örneğin dağda kalan birinin zorla birinin evine girip yemek alması. 
                     3. MALİ SORUMLULUK 

        Bir kişinin diğer kişiye verdiği zararın, zarar verenin mal varlığına devlet aracılığıyla cebren el konularak tazmin edilmesidir. 

               A. MEDENİ SORUMLULUK 


        Hukuki sorumluluk ve özel hukuk sorumluluğuda denir. Bir kişinin diğer kişiye özel hukuk alanında  verdiği zararı gidermesi demektir. Devlet zoruyla edimin ifasına sorumluluk denmektedir. Özel hukukta sorumluluk borcun müeyyidesidir. Borçsa sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme'den doğmaktadır.

  • Akdi Medeni Sorumluluk : Borçlunun sözleşme hükümlerine aykırı olarak alacaklıya vermiş olduğu zararı tazmin yükümlülüğü olarak tanımlanmıştır. Sözleşme iki tarafın bir hukuki sonucu elde etmek için iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun surette açıklamaları denmektedir. 
  • Haksız Fiil Sorumluluğu : Hukuka aykırı olan ve başkalarına zarar veren davranışlardır. Bu tür davranışlar neticesinde ortaya çıkan zararı, zarar veren kişi tazmin etmekle yükümlüdür.Buna haksız fiil sorumluluğu denir. 


  • Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Sorumluluk : Bir kimsenin haklı bir sebep olmaksızın bir başka kimse aleyhine zenginleşmesidir. Burada bir kişinin mal varlığı artarken diğerinde de azalma olur. 
Sorumluluğun işletilmesi : Tazminat borcunun doğması anlamına gelir. Medeni sorumluluğun bir müeyyidesidir.
        
              B. iDARİ SORUMLULUK

           İdarenin sorumluluğu denmektedir. İdarenin bakanlar hariç diğer makamlarının siyasi sorumluluğu yoktur. İdarenin cezai sorumluluğu da bulunmamaktadır, çünkü idare denilen şey bir tüzel kişililerin cezai sorumlulukları olmaz.


  •  Akdi İdari Sorumluluk : İdarenin bir özel kişi ile yapmış olduğu idare sözleşme hükümlerine aykırı olarak sözleşmeci özel kişiye vermiş olduğu zararı tazmin ile yükümlüdür. Örneğin, imtiyaz sözleşmeleri, iltizam, kamu istikrarsız sözleşmeleri, idari hizmet sözleşmeleri gibi sözleşmeler idari nitelikte olan sözleşmelerdir. 
  • Sözleşme Dışı İdari Sorumluluk : İdarenin tek yanlı işlemleri ve eylemleriyle kişilere verdiği zararları tazmin etmesi yükümlülüğü olarak tanımlanmıştır. 
    a) Kusurlu sorumluluk : İdarenin hukuka aykırı bir eylem ve işlemiyle zarar verdiği bir kişinin zararını tazmin etmesi yükümlülüğüdür. Kusur, idarenin yürüttüğü hizmetin hiç işlememesi veya geç işlemesi demektir.

   b) Kusursuz sorumluluk : Eylem ve işlemlerinden doğan zararı bazı durumlarda, kusuru olmasa bile tazmin etmesi yükümlülüğüdür. 

        aa) Risk İlkesi : İdare, bir kusuru olmasa da yürüttüğü tehlikeli faaliyetler veya kullandığı tehlikeli araçlar nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
   
       bb) Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi : Kamu külfetleri karşısında vatandaşların eşitliği ilkesidir. İdarenin nimetleri tüm toplum tarafından paylaşılan hukuka uygun eylem ve işlemlerinin külfetlerinin sadece belli kişi veya kişilerin uğradığı zararı, idarenin bir kusuru olmasa bile tazmin etmesini öngörmektedir. 


             İDARENİN SORUMLULUĞUNUN ŞARTLARI : 
  1. İdarenin bir fiilinin bulunması gerekir. İdarenin eylem ve işleminin bulunması şartı idarenin hem kusurlu sorumluluğu hem de kusursuz sorumluluğu için geçerlidir. 
  2. İdarenin fiilinin kusurlu olması gerekir ama kusursuz sorumluluğu için değil, sadece kusurlu sorumluluğu için geçerli olan bir şarttır. 
  3. İdarenin sorumluluğu olması için ortada bir zarar olması gerekir.
  4. "zarar" ile "zarar veren bir olay" arasında nedensellik(illiyet bağı)  bağı bulunması gerekir. Neden- sonuç ilişkisinin bulunması anlamı olarak da tarif edebiliriz. Nedensellik bağı iradenin sorumluluğu için olmazsa olmaz koşuldur. Nedensellik bağı şartı iradenin hem kusurlu sorumluluğu hem de kusursuz sorumluluğu için geçerlidir.


Bölüm 13 : BORÇ KAVRAMI


             Bu bölümde özellikle şunu belirtmek isterim sevgili arkadaşlar . 22 Nisan 1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu, 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren yürürlükten kalkmış ve yeni Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiştir. Aralarında gerek sistem, gerek içerik olarak çok büyük farklılıklar bulunmamaktadır. Ancak dilleri arasında büyük farklılık vardır. Pek çok hukuki terim değişmiş yerini yeni hukuki terimlerin aldığını görmekteyiz. Şüphesiz incelediğiniz taktirde göreceksiniz ki  dildeki değişikliklere paralel olarak  kanunların dili de değişmiştir.

             1.BORÇ KAVRAMI 

          En dar anlamda borç, para borcunu ifade ederken, dar anlamda ki borç hukuki ilişkide iki kişiden birinin diğerine karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu şeyi ifade etmektedir. Geniş anlamda borçsa alacaklı ve borçlu arasındaki mevcut olan hukuki bağı ifade eder. Buna bizler borç ilşkisi demekteyiz.

BORÇ İLİŞKİSİ KAVRAMI : İki taraf arasında mevcut olan ve kendisine borçlu denen tarafın alacaklıya karşı edim adı verdiğimiz belli davranış biçiminde bulunmakla yükümlü kılınan bağdır.

BORCUN KAYNAKLARI : 

       A. Hukuki İşlemlerden ( Sözleşmelerden ) Doğan Borçlar :
   Hukuki işlem, hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklaması ya da açıklamalarıdır. ikiye ayrılır

  • Tek taraflı hukuki işlemler
  • Çok taraflı hukuki işlemler, çok taraflı hukuki işlemlerse yine kendi içerisinde ikiye ayrılmaktadır. Kararlar ; birden fazla kişinin iradelerinin karşılıklı değil, aynı yönde açıkladıkları çok taraflı hukuki işlemlerdir. Sözleşmeler : En az 2 kişinin aynı hukuki sonucu doğurmaya yönelik olarak karşılıklı ve birbirlerine uygun irade açıklamalarıdır.
  1. Sözleşme Kavramı; İki tarafın bir hukuk sonucu elde etmek üzere iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun surette açıklamalarıdır. 
  2. Sözleşmenin Kurulması( Sözleşmenin Unsurları) ; 
    a) Öneri : Sözleşme yapma teklifi veya çağrısı niteliğindedir. Sözleşmenin esaslı noktalarını kesinlikle içermelidir. Ciddi bir dili olmalı , Öneriye bağlanma niteliği şartını taşımalıdır.
   b) Kabul : Öneren kişinin yapmış olduğu öneriye karşı tarafın vermiş olduğu olumlu cevaptır. Açık olacağı gibi örtülü de olabilir. 

      3. Sözleşmenin Şekli 

     a) Kural : "Şekil serbestliği" ilkesini kabul etmiştir. Sözleşmelerin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbiri şekle bağlı değildir. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça istedikleri sözleşmeyi istedikleri biçimde yapabilirler.

    b) Yazılı Şekil : Metin, metnin altında imza olmalıdır. İmzalı mektup, imzalı telgraf ...örnek olabilir.

    c) Resmi Şekil : Resmi senet, mal rejimi sözleşmesi , vasiyetname ...
       4. Muhtelif Sözleşme Türleri( Özel Borç İlişkisi) 
    a) Mülkiyetin Devri Amacı Güden Sözleşmeler : Bir şeyin mülkiyetini bir kişiden diğer kişiye doğru devretmektir.

    aa) Satış : Satılan şey , bedel , anlaşma gibi üç unsuru vardır. İki tarafa da borç yükleyen bir sözleşmedir.
  
    bb) Mal Değişimi : Malın mal ile değiştirilmesi dolayısıyla trampada bedel ödenmesidir. Geri kalan özellikleri ise satış sözleşmesi ile birebirdir.

    cc) bağışlama : Karşılık beklemeksizin devretme işlemidir. İvazsız bir sözleşmedir.

   b) Kullanma Amacı Güden Sözleşmeler : 

   aa) Kira Sözleşmesi : kendi içinde ikiye ayrılırlar. Adi Kira, ürün vermeyen şeylerin kirası adi kira dır. Ürün Kirası ise arkadaşlar adı ile tamamen bağdaşmıştır, ürün veren şeylerin kirasıdır.Son olarak da Ürün Kirası ile karşı karşıyayız bu ise kiracıya yalnızca kiracıya kiralanan şeyi kullanmanın yanında ürün veya ürünlerinden yararlanma hakkı da vermektedir. 

Kira Sözleşmesinin Sona Eriş sebepleri ; Sürenin dolmasından kaynaklanması, Fesih ihbarı veya Fesihten kaynaklıdır.

   bb) Kullanım Ödüncü (Ariyet) Sözleşmesi : Para vermeden alıp kullanıp geri verme sözleşmesidir. Ariyet sözleşmesi, ivazsız bir sözleşmedir. Şekle tabi olmadığı gibi sözlü de yapılabilir. 

   cc) Tüketim Ödüncü ( Karz) Sözleşmesi : Ödünç verenin bir miktar şeyi daha sonra alması üzerine bir sözleşmedir.

   c) İş Görme Amacı Güden Sözleşmeler : Birinin bir ediminin konusunu insanın emeğinin karşılığını teşkil eder. 

   aa) Hizmet Sözleşmesi : İşçinin iş yapmasının karşılığında işverenin ücret ödemesidir. Bedeni, fikri, hem bedeni hem fikri nitelikte bir iş olabilir. 

   bb) Eser Sözleşmesi : Şekle tabi değildir, sözlüde yapılabilir. İki tarafa da borç yükleyen bir sözleşmedir . Örneğin bir mimarın  plan çizmesi, marangozun masa yapması gibi.

  cc) Yayım Sözleşmesi : Fikir , sanat eseri sahibinin veya halefinin o eseri yayımlatmak için yayımcı ile anlaşmasıdır. 

  dd) Vekalet Sözleşmesi : Vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmelerdir. Şekle tabi değildir, sözle de yapılabilir. İvazlı ve ivazsız olabilir. Avukatlar ile yapılan yazılı olmak zorundadır her zaman tek taraflı olarak sona erdirilebilir. Vekalet verenin sona erdirmesine azil , Vekilin sona erdirmesine istifa denir.

  d) Muhafaza( Saklama) Amacı Güden Sözleşmeler : Güvenli bir yerde koruma altına alınan bir sözleşmedir.

  e) Teminat Amacı Güden Sözleşmeler : Bir diğer adı ile Garanti altına almayı teşkil etmektedir.

- Kefalet Sözleşmesi : Kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmelerdir.

 f) Talih ve Tesadüf Sözleşmeleri : 

  aa) Kumar ve Bahis : Bunlardan dolayı dava açılamaz ve takip yapılamaz. Kumar için verilen senette geçersizdir.

  bb) Ömür boyunca Gelir Sözleşmesi : Gelir borçlusunun gelir alacaklısına, içlerinden birinin veya üçüncü bir kişinin ömrü boyunca belirli dönemsel edimlerde bulunmayı üstlendiği sözleşmelerdir. Yazılı yapılması şarttır.

  cc) Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi : Bakan kişi ölünceye kadar bakar ve bakılan mağdurluğunun bir kısmını ölünce bakana devreder. Resmi sözleşmedir → Miras Sözleşmesi

g) Ortaklık( Şirket) Sözleşmeleri ; Adi Ortaklık : Birden fazla kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek için emek ve sermayelerinin bir araya getirmeleridir. ( Ortaklık )

- Adi Ortaklık : 2 ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.

    
     B. Haksız Fiilden Doğan Borçlar 

  Haksız Fiil → hukuka aykırı olan ve başkalarına zarar veren davranışlardır.


  1. Haksız Fiil Sorumluluğunun Şartları :

 Verilen zararı tazmin etmekle yükümlü olunması durumudur.

  a) Fiil : İnsan fiili  (öz davranışı) insanın bir şey yapmaya veya yapmamaya yönelik bilinçli bir hareket tarzıdır.

  b) Zarar : Haksız fiil zorunluluğundan bahsedilmesi için zararın meydana gelmiş olması gerekir. Bu zarar ya maddi zarar olmalıdır ya da manevi zarar olmalıdır.

  c) Nedensellik Bağı : Fiil ile zarar arasında nedensellik bağı vardır.

  d) Kusur : Hukuk düzeninin kınadığı, hoş görmediği davranış biçimine denir.

  aa) Kast : Hukuka aykırı sonucun fail tarafından bilerek istenmesidir.

  bb) İhmal : Hukuka aykırı sonucu istemekle birlikte, bu sonucun doğmaması için gerekli dikkat ve özeni göstermektir.

  Kusursuz Sorumluluk ; Kusuru olmayan kişinin sorumluluğu yokturdur. Ama bazı halllerde, birinin kusuru olmasa dahi ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulabilinir. Buna bizler kusursuz sorumluluk adını vermekteyiz. Kusursuz sorumluluğun hallerini incelediğimiz taktirde sizlerin daha iyi bir şekilde kavrayabiliceğ kanaatindeyim.

  Kusursuz Sorumlulk Halleri ;

⛤ Ayırt etme gücünden yoksunluk durumunda kişinin verdiği zararın, tamamen ya da kısmen giderilmesine karar verilir. Bizler buna hakkaniyet sorumluluğu demekteyiz.

⛤ Adam çalıştıran, çalışanının başkasına verdiği zararı tazminle yani gidermekle yükümlüdür. Bizler buna özen sorumluluğu demekteyiz.

⛤ Hayvan bakan kişi, baktığı hayvanın verdiği zararı üstlenmek zorundadır. Bizler buna yine özen sorumluluğu demekteyiz.

⛤ Bina veya başka bir şey yaptıran kişi, yapılan bozuklukları ve eksiklikleri gidermek zorundadır. Buna da yine özen sorumluluğu adını vermekteyiz.

⛤ Önemli bir tehlike arz eden işletmenin faaliyetinden doğmuş olan zarardan işletme sahibi varsa işleten sorumludur. Bunaysa sevgili arkadaşlar tehlike sorumluluğu diyoruz.


  e) Hukuka Aykırılık : Doktrinde, kişilerin mal ve şahıs varlıklarını korumaya yönelik emredici hukuk kurallarına aykırılık denir.  Çoğunlukla mutlak hakkın ihlali şeklinde ortaya çıktığını bu zamana kadar ki araştırmalarımız sonucu gördük. Mesela arkadaşlar birisinin öldürülmesi yaşama hakkının elinden alınması.
Ancak bazı hallerde bir davranış, bir başkasına zarar verebilir ama bu aynı zamanda hukuka aykırılık da teşkil etmeyebilir. Bunaysa hukuka uygunluk sebepleri demekteyiz.Bunlar ; Meşru Müdafaa olabilir , zaruret hali olabilir , bir hakkın kullanılması veya mağdurun zarara öncesinde razı olması olabilir.


   2. Haksız Fiil Sorumluluğunun Sonucu , Zararın Tazmini : 

 Haksız fiil sorumluluğunun sonucu tazminattır. Maddi tazminatın kendi içinde ikiye ayrıldığını söyleyebilirz. Ve şimdiyse bunu inceleyeceğiz.

a) Aynen Tazmin ; Zarara uğrayanın malvarlığını zarardan önceki durumuna geri getirmektir.

b) Nakden Tazmin ; Malvarlığında zarara uğrayan kişinin zararının, zarar veren tarafından para ile giderilmesidir.

Sevgili arkadaşlar şunu bileyim ki tazmin şeklini bizler dava açarak talep edemeyiz. Bizler ancak tazmin talebinde bulunabiliriz. Tazminatın şeklini hakim belirlemektedir. Aynı zaman da eğer hakim nakden tazminata zarar vereni tazmin etmekle yükümlü kılacak ise yeterli ğördüğt miktarı da belirmek ile yükümlüdür.

     C. SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDEN DOĞAN BORÇLAR

  Birinin haklı sebebi olmaksızın başka bir kimsenin aleyhine zenginleşmesi durumuna bizler sebepsiz zenginleşme demekteyiz.
Eğer sebepsiz zenginleşme söz konusuysa . Konu sahibi olan sebepsiz zenginleşen kişinin zenginleşmeyi mağdur ettiği kişiye iade etme yükümlülüğü vardır. Sebepsiz zenginleşmenin varlığının söz konusu olması için (şartları) ; biri zenginleşmeli, diğer kişi fakirleşmeli , zenginleşme ve fakirleşme arasında nedensellik bağı olmalı ve zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmaması gerekmektedir.
Eğer arkaraşlar zenginleşen fakirleşene geri verme yükümlülüğünü yerine getirmiyor ise fakirleşen zenginleşen tarafa sebepsiz zenginleşme davası açabilir.