ceza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2017 Çarşamba

TÜRK TİCARET HUKUKU-3



Bölüm 2 : TACİR YARDIMCILARI 


  • Türk hukukunda tacir yardımcıları esas itibari ile TBK ve TTK' da düzenlenmiştir. TBK' da düzenlenen tacir yardımcıları ticari temsilci, ticari vekil, pazarlamacı, simsar ve komisyoncudur. TTK' da düzenlenen tacir yardımcıları acente, taşıma işleri komisyoncudur.
  • TBK ve TTK' da düzenlenen tacir yardımcılarından bazıları bağımlı bazılarıysa bağımsız tacir yardımcıları olarak düzenlenmiştir.
      BAĞIMLI TACİR YARDIMCILARI

  1. TİCARİ TEMSİLCİ(TİCARİ MÜMESSİL)

       Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemler de ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendini temsil etmek üzere açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.

Özellikleri;
  1. Ticari temsilci ticari işletmede tacirden sonra en yetkili yönetici olduğu için ticari işletmenin çok büyük iş hacmine sahip olduğu ve şube ya da şubelerinin bulunduğu hallerde atanmaktadır.
  2. Gerçek kişi ticari işletmelerde ticari temsilciyi tacir atar.
  3. Tüzel kişi ticari işletmelerde atama yetkili organlarca yapılır. 
  4. Kollektif ve komandit şirketlerde ticari temsilci atanması olağanüstü işlerden sayıldığı için yönetici vasfına sahip olsun ya da olmasın bütün ortakların oybirliği gerekir.
  5. Anonim şirket ve kooparatiflerde yönetim kurulu paylı komanditelerde anonim şirketlerdeki yönetim, kurulu yerine geçen komandite ortaklar tarafından limited şirketllerdeyse esas sözleşmede aksine hüküm yoksa genel kurul tarafından atanır. 
  6. Ticari temsilcinin ticaret siciline kaydı mecburidir. 
  7. Ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılır. Ticari temsilci, açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz.
  8. Ticari temsilcinin üçüncü kişilerle yaptığı işlemler taciri başlar.
  9. Temsil yetkisi, bir şubenin işleriyle sınırlandırılabilir. Temsil yetkisi, birden çok kişinin birlikte imza atmaları koşuluyla da sınırlandırılabilir. Bu durumda, diğerinin katılımı olmaksızın temsilcilerden birinin imza atmış olması, işletme sahibini bağlamaz. Temsil yetkisine ilişkin az önce sıraladığımız ticaret siciline tescil edilmedikçe, iyiniyetli üçüncü kiişilere karşı hüküm doğurmaz. Temsil yetkisine ilişkin diğer sınırlamalar, tescil edilmiş olsalar bile, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
  10. Temsil yetkisi karşılıklı güvene dayandığı için tacir ticari temsilciye verdiği temsil yetkisine her zaman geri alabilir. Biz buna azil yani temsil yetkisinin geri alınması veya azletme demekteyiz. 
  11. Bir de arkadaşlar temsil yetkisi ölüm , iflas veya fiil kaybının sonucunda da  sona erer.
2. TİCARİ VEKİL 
       Tacir işletmede daha dar kapsamlı yönetim ve temsil yetkisi ya da sadece tahsis edilen belli bir işi yürütmek üzere elemanlar almak isteyebilir. Kanunda bu ihtiyacı karşılamak için ticari vekil şeklinde bir tacir yardımcısını hükme bağlamıştır. 

Özellikleri ; 
  1. Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmenin bazı  işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.
  2. Ticari işletmenin alışılmış bütün satış işlerini yapar.
  3. Yetkili oldukları işlemler hakkında fatura imzalamak.
  4. Ticari işletmenin alışılmış işlerinden doğan borçların ifa edilmesi veya bunların hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesine ilişkin ihtar veya diğer açıklamaları işletme sahibi adına yapmak; bu nitelikteki ihtar veya diğer  açıklamaları, özellikle alışılmış işlem dolayısıyla teslim edilmiş mallara ilişkin ayıp bildirimlerini ticari işletme adına kabul etmek. 
  5. Ticari vekiller tacir veya ticari temsilci tarafından atanır. açıkça olabileceği gibi kapalı da olabilir.
  6. Genel ticari vekil ticari işletmenin olağan bütün işlerini görmek üzere atanabilmektedir.
  7. Genel ticari vekilinin temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmek şartıyla sınırlandırılabilir.
  8. Sınırlamalar üçüncü kişilere çeşitli ilan ve bildirim vasıtalarıyla duyurulabilir.
  9. Ticari temsilci için açıklanan istifa, azil , ölüm ve fiil ehliyetinin kaybı gibi sona erme nedenleri ticari vekiller için de geçerlidir.
3. PAZARLAMACI 

     Pazarlamacı, tacir adına işletme dışında faaliyette bulunan ve tacire hizmet ilişkisi ile bağlı bulunan tacir yardımcısıdır. Tacirlere işletmenin dışında gerçekleştirmeyi istediği faaliyetler bakımından, şube açmak ve acente aracılığından yararlanmak dışında sağlanan bir hukuki imkandır.

Özellikleri ; 
  1. Pazarlamacı bağlı tacir yardımcısıdır.
  2. Pazarlamacı ancak tacir adına faaliyette bulunabilir. Esnaf ile sözleşmelerini konu alan sözleşmeler, pazarlamacılık sözleşmesi olarak nitelendirilemez.
  3. Pazarlamacı sürekli bir tacir yardımcısıdır. Bu unsur pazarlamacıyı simsardan ayırmaktadır. 
  4. Pazarlamacının faaliyet alanın işletmenin dışıdır. Bu unsur pazarlamacıyı özel yetkili ticari vekillerden ayırmaktadır.
  5. pazarlamacının temsil yetkisi kural olarak yoktur ve gerçekleştirdiği faaliyet aracılık olarak nitelendirilmektedir. Bu unsur pazarlamacıyı eski düzenlemede yer alan seyyar tüccar memurundan ayırmaktadır.
  6. Pazarlamacı ve tacir arasında ki hizmet ilişkisi, ücreti de pazarlama ilişkisinin bir unsuru yapmaktadır. 
  7. Tacir ve pazarlamacı arasında gerçekleştirilen sözleşmede sürenin sona ermesi, pazarlamacının yetkileri, ücret ve masrafların nasıl ödeneceği, taraflardan birinin yerleşim  yeri yabancı ülkede ise hukukun ve yetkili mahkemenin hangisi olduğu konularını içermelidir. tarafların deneme süresi kararlaştırmaları da mümkündür. Deneme süresi iki ayı geçemez. Bu sözleşme şekle bağlı değildir.
  8. Pazarlamacının belli başlı hakları vardır. bunlar sırasıyla; Ücret hakkı, inhisar(teke) hakkı, masrafları isteme hakkı, hapis hakkıdır.
  9. Pazarlamacıların bir de belli başlı yükümlülükleri vardır. bunlar da sırasıyla; Talimatlara uyma yükümlülüğü, rekabet etmeme yükümlülüğü, bilgi verme yükümlülüğü, iş yerinde çalışma yükümlülüğü, garanti yükümlülüğünün bulunmasıdır.
  10. Pazarlamacılık sözleşmesinin şartları taraflarca düzenlenebilir. Böyle bir düzenleme olmazsa, hizmet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin hükümler, pazarlamacılık sözleşmesinin sona ermesine de uygulanacaktır.
            
           BAĞIMSIZ TACİR YARDIMCILARI 

  1. SİMSAR 

       Simsarın taraflar arası sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.
Simsarın, bu işi meslek olarak icra etmesi zorunlu değildir. Ancak simsarın bir işletmesi var ve esnaf işletmesi sınırlarını aşıyorsa, tacir sıfatına da sahip olacaktır. bu sebeple simsar bağımsız tacir yardımcısıdır.

Özellikleri ;
  1. Simsarlık sözleşmesi müvekkil ve simsar arasında yapılan ve müvekkilin sözleşme yapabileceği üçüncü kişiyi bulmasını sağlamayı amaçlayan bir sözleşmedir.
  2. Simsar aracılık faaliyetinde bulunur. Simsarın kural olarak temsil yetkisi yoktur.
  3. Simsar müvekkilin menfaatlerini gözetmelidir.
  4. Ücret belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir.
  5. Zamanaşımı alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar beş yıllık zamanaşımına bağlanmıştır.
2. ACENTE 

       Ticari mümessil(temsilci), ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer ya da bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denmektedir.

Özellikleri ;
  1. Acenteler bağımsız tacir yardımcılarıdır.
  2. Acentelik ilişkisi bir sözleşmeye dayanmaktadır.
  3. Acente belli bir yer veya bölge içinde faaliyetini yapar.
  4. Acentelik ilişkisi süreklidir.
  5. Acenteliğin Aracı acente ve Sözleşme yapan acente olmak üzere iki türü vardır.
  6. Acente faaliyetini meslek olarak yürütmektedir.
  7. Acente tacir ve ticari işletme işlettiği ve acenteliği bu çerçevede yaptığı için gördüğü iş karşılığında ücret alır.
  8. Acente gerçek veya tüzel kişi olabilir.
  9. Acentenin belli başlı borçları vardır. Bunlar sırasıyla ; Müvekkilinin işlerini görme ve menfaatlerini koruma, haber verme, talimatlara uyma, önleyici tedbirler alma, rekabet etmeme, 
  10. Acentenin belli başlı hakları vardır. Bunlar sırasıyla ; Ücret isteme hakkı, olağanüstü masrafların ödenmesini isteme hakkı, hapis hakkı, tekel hakkı.
  11. Aracı acentelik kanununda öngörülen asıl acente tipidir.
  12. Acenteye verilen temsil yetkisi sınırlandırılabilir. 
  13. Acente, yetkisi olmaksızın veya yetki sınırlarını aşarak, müvekkili adına bir sözleşme yaparsa müvekkili bunu haber alır almaz icazet verebilir; vermediği taktirde acente sözleşmeden kendisi sorumlu olur.Acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili olarak her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Acentenin aracı veya temsilci olarak katıldığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açılabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
  14. Acenteliğin sona gelmesi olayına gelecek olursak sevgili arkadaşlar, acentelikle ilgili düzenlemelerin yanında, acentenin türüne göre aracı acente hakkında simsarlık hükümleri, sözleşme yapan acente hükümleri, sözleşme yapan acente hakkında komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan durumlarda vekalet hükümleri uygulanmaktadır.
BELİRLİ SÜRELİ ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ; Esasen aslında belirli sözleşme olarak yapılır ancak belirli süreli yapılmışsa acentelik sözleşmesi bu müddetin tamamlanmasıyla ve herhangi bir feshi ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Belirli süreli acentelik sözleşmesi sona ermesine rağmen taraflar sessiz kalarak sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmeye devam ederlerse acentelik sözleşmesi sona ermez, belirsiz süreli hale gelir. 

BELİRSİZ SÜRELİ ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ; Acentelik sözleşmesi belirsiz bir müddet için yapılmışsa her iki taraf üç ay önce ihbar etmek şartıyla sözleşmeyi feshedebilir. Buradaki fesih ihbarının noter aracılığıyla veya telgrafla, iadeli taahhütlü mektupla veya güvenli elektronik imzalı belge ile yapılması gerekir. Belirsiz süreli acentelik sözleşmelerinde feshi ihbar süresi kısaltılamazsa da sözleşmeyle uzatılabilir.

HAKLI NEDENLERDEN DOLAYI ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ; Belirli ya da belirsiz süreli acentelik sözleşmelerinde haklı bir sebebin varlığı halinde karşı taraf sürelere uymak zorunda kalmadan her zaman sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir. Uyuşmazlık halinde gerek acente gerekse de müvekkilin dayandığı sebebin haklı olup olmadığına mahkeme karar verir.

DİĞER SEBEPLERDEN DOLAYI ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ; Taraflardan biri acente gerekse de müvekkilin dayandığı sebebin haklı olup olmadığına mahkeme karar verir. 

    15. Sona ermenin hüküm ve sonuçlarına gelecek olursak ; Sözleşmenin bazı nedenlerle sona ermesi halinde iki çeşit tazminat öngörülmüştür. bunlardan ilki yarım kalan işlere ilişkindir. İkincisiyse acentenin müvekkiline kazandırdığı müşterilerden kaynaklanan talep hakkıdır. İlk olarak bir haklı sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. Müvekkil, acentenin bulunduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediliyorsa, acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
    16. Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan tüm talep hakları sözleşmenin sona ermesinden itibaren beş yıllık zaman aşımı süresine tabidir.
   17. TTK. md. 103 uyarınca özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla acentelikle ilgili hükümlere tabi tutulan kişiler şunlardır ;
  
  • Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar
  • Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar.


3. KOMİSYONCU 

Komisyoncu kendi adına müvekkili hesabına hareket eder. Komisyoncu dolaylı temsil ilişkisi çerçevesinde faaliyet gösterir. Komisyoncu, işlemi kendi adına yapar, müvekkilinin hesabına hareket eder. İşlemden doğan hak ve borç değildir, komisyoncu tarafıdır. Çünkü komisyoncu müşteri ile yapılan işlemin tarafı değildir, komisyoncu tarafıdır. Çünkü komisyoncu müşteri ile kendi adına işlemi yapmaktadır. 


 Özellikleri ; 
  1. Alım satım komisyoncusu kendi adına müvekkili hesabına işlem yapar.
  2. Komisyoncunun faaliyet şekli dolaylı temsil ilişkisine dayanır. Bundan dolayı müşteri ile kendi adına yaptığı işlemden doğan hak ve borçları müvekkiline devreder.
  3. Alım satım komisyonculuğunun konusu kıymetli evrsak veya menkul eşya(mal) alım satımıdır.
  4. Komisyoncu bağımsız tacir yardımcısı olmakla birlikte tacirle ilişkisi sürekli değildir. Komisyonculuk ilişkisinde müvekkil tek bir işin görülmesi için yetki verir. Bu nedenle komisyoncu acenteden ayrıdır. Çünkü simsar kendi adı veya hesabına hareket etmez. Kural olarak sadece tarafları buluşturur. Bu yönüyle komisyoncu simsardan ayrıdır. Ancak komisyoncu müvekkili ile sürekli ilişki içinde olmaması ile de simsara benzer. 
  5. Komisyoncu ücret karşılığında faaliyet gösterir.
  6. Komisyonculuk faaliyeti ticari işletme boyutundan yürütülüyorsa işleten tacir sıfatını elde eder. 
  7. Komisyoncunun borçlarıysa ; müvekkiline bilgi vermesi, eşyaya özen göstermesi, sözleşme konusu malı sigorta ettirmesi, müvekkilinden gelen talimatlara uyma ve işi tamamlamasıdır.
  8. Komisyoncunun haklarıysa TBK md. 538-545 hükümlerinde düzenlenmiştir. Ücret hakkı, verdiği avansları ve masrafları isteme hakkı, hapis hakkı, taraf olma hakkıdır.
  9. Komisyonculuk ilişkisi TBK md. 532, f. 2' de yapılan açık atıf gereği vekalet hakkındaki hükümler çerçevesinde son ulur. Buna göre, işin görülmesi, müvekkil veya komisyoncunun ölümü, gaipliği, iflası ve fiil ehliyetini kaybetmesi, istifa ve azil bu ilişkiye son verecektir. Uygun olmayan zamanlarda komisyonculuk ilişkisinden dönen taraf diğer tarafın zararını tazminle mükellef olacaktır.( TBK md. 512) komisyonculuk ilişkisinden kaynaklanan tüm davalar beş yıllık zaman aşımı süresine tabidir. (TBK md. 147, f.5)
  10. Taşıma komisyoncusu alım satım komisyoncusundan farklıdır. Taşıma işleri komisyoncusu kıymetli evrak veya mal alım satım ile meşgul olmayıp, müvekkilin talimatı doğrultulmasında onların bir yerden diğerine nakledilmesine aracılık ederler.
  • Taşıma işleri komisyoncusu kendi adına müvekkili hesabına eşya taşıtmayı taahhüt eder.
  • Taşıma işleri komisyonculuğu eşyanın yer değiştirmesine yönelik bir faaliyettir.
  • Taşıma işleri komisyonculuğu devamlı yapılan bir iştir.
  • taşıma işleri komisyonculuğu ücret mukabilinde yapılır.
Taşıma İşleri Komisyonculuğunun Borçları ; 
  • Ana borcu eşyayı taşımak ve bunun için bir taşıyıcı bulup onunla sözleşme yapmaktadır. Bu borcunu yerine getirirken basiretli bir tacir gibi hareket etmeli,, müvekkilinin menfaatlerini korumalı ve onun talimatlarına uygun davranmalıdır.
  • Müvekkil eşyanın taşınması esnasında ortaya çıkabilecek hasar rizikolarına karşı onu koruyucu ambalaj içinde komisyoncuya teslim etmelidir. Komisyoncu kendisine teslim edilen eşyanın dışarıdan tespit edilecek eksikliklerini veya ayıbını bulup denetlemekle yükümlüdür.
  • Müvekkilinin menfaatlerini koruyup ,talimatlarına uyumalıdır.
  • Her hangi amaçla tedbir için taşıyıcıya koruyucu ambalajla teslim etmelidir.
  • Müvekkilin emirlerini, taşıyıcıya iletmek.
  • Komisyoncu üstlendiği işi bizzat gerçekleştirmelidir.
Taşıma İşleri Komisyonculuğunun Hakları ;

  • Ücret isteme hakkı
  • Masraf ve avansların ödenmesini isteme hakkı
  • Hapis hakkı
  • Komisyoncu taşıyıcının ücretini ödediği anda onun hakları kendisine geçer .
Taşıma İşleri Komisyonculuğunun Sona Ermesi ve Zamanaşımı ;
  • TTK md. 917-930' da taşıma işleri komisyonculuğunun sona ermesi düzenlenmiştir. Alım satım komisyonculuğuna göre işin görülmesi, istifa, azil, ölüm, gaiplik, fiil ehliyetinin kaybı, iflas, sona erme nedenleri olarak sayılacaklardır.Taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinden doğan tüm talepler bir yılda zamanaşımına uğrar. Ağır kusur ve kastın bulunması halinde zamanaşımı süresi üç yıldır.

























18 Nisan 2017 Salı

HUKUKTAKİ TEMEL KAVRAMLAR -3




Bölüm 8 : HUKUKİ OLAYLAR, FİLLER VE İŞLEMLER

1. HUKUKİ OLAYLAR 

     Öncelikle olay nedir bunu öğrenerek işe başlasak bizim için daha iyi olur. Genel anlamda olay, doğadaki tüm değişikliklerin tamamıdır diye bir ifade ile tanımlamak en doğrusu olacaktır. Ancak şu da bir gerçek ki genel anlamdaki olaylar çoğunlukla hukuku ilgilendirmez. Ama bunlardan da bazılarıbazı durumlarda hukuku ilgilendirir. İşte biz " hukuk düzeninin kendisine hukuki sonuç bağladığı olaylara hukuki olay" diyoruz.

*Hukuken kişi olmak ise hak sahibi olmak ve borç altına girebilmelidir.

*Kendi içinde ikiye ayrılır;

1.DOĞA OLAYLARINDAN KAYNAKLANAN HUKUKİ OLAYLAR 

     İnsan iradesi dışındaki sebeplerden meydana gelen doğa ile ilgili olaylardır.

Örneğin :  Hastalık nedeniyle ölüm, deprem, sel gibi gibi...

2. İNSAN DAVRANIŞLARINDAN KAYNAKLANAN HUKUKİ OLAYLAR

     İnsan iradesiyle meydana getirilen ve hukukun kendisine sonuç bağladığı olaylardır. 

Örneğin : Birini öldürmek, yaralamak, çalmak, kiralamak ...

2.HUKUKİ FİİLLER 

İnsan iradesinden veya hareketinden meydana gelen hukuki olaylardır. 

* Hukuki fiillerde fiil iradedir.

A. HUKUKA AYKIRI FİLLER 

     Kişilerin hukuk düzenine aykırı olan fillerdir. 

Örneğin : Birinin diğerini öldürmesi, bir kişinin diğer bir kişinin malına kasten zarar vermesi. 

B. HUKUKA UYGUN FİLLER

    Hukukun emrettiklerini yapmak ve yasaklananlardan kaçınmaktadır.

*FİKİR AÇIKLAMALARI :
     Bir kişinin diğerinden belli bir miktar parayı borç olarak aldığını söylemesi kendisine hukuki sonuç bağlanan bir fikir açıklaması niteliğindedir buna ikrar  denir.

*DUYGU AÇIKLAMALARI :
     Günlük hayattaki sevgi, nefret, saygı, kızgınlık, affetme gibi duyguların hukuki sonuç üzerindeki etkisidir.

Örneğin : Zina, cana kast, kötü muamele nedenli boşanma davalarının af ile düşeceği hükmüne bağlanmıştır.

*İRADE AÇIKLAMALARI(HUKUKİ İŞLEMLER) :
      Kişiler toplumsal hayatta belli konularda iradelerini açıklarlar. Bunları hukuki sonuca bağlar.

3. ÖZEL HUKUKTA HUKUKİ İŞLEMLER 

🔺HUKUKİ İŞLEM : Hukuki sonuç doğurmaya yönelmiş irade açıklaması veya açıklamalardır. 

* Bir hakkın veya hukuki ilişkinin kurulması, değiştirilmesi, devredilmesi veya ortadan kaldırılması ile ortaya çıkar.

A) HUKUKİ İŞLEMİN UNSURLARI :

1. İrade Açıklaması : Açıklanmamış bir irade hukuki sonuç doğuramaz.

* Açık İrade Açıklaması ; İradenin hedeflediği hukuki sonuç net olarak ortadaysa açık irade vardır. 

- yazılı, sözlü veya işaretle olabilir.

* Üstü Kapalı İrade Açıklaması ; Yapıldığı anda mevcut bütün şartlarla birlikte düşünüldüğünde anlam ifade eden beyanlarına denir

-Kural olarak, irade açıklamaları şekle bağlı değildir. Ama kanun şekil şartı öngörmüşse buna uyulmak zorundadır.

2. Hukuki Sonuç : Hukuk düzeninde değişiklik meydana gelmesi demektir.

* İradenin tek başına açıklanmış olması yeterli değildir.

*Açıklanan irade belli bir hukuki sonuca yönelmiş olmalıdır.

*Alıcı ve satıcı iradeleri karşılıklı ve birbirine uygun şekilde bu sonuca yönelmelidir.

B) HUKUKİ İŞLEMLERİN ÇEŞİTLERİ
      Oluşumları için gerekli irade açıklamasının sayısına, hüküm ifade edecekleri zamana, sebebe bağlı olup olmamalarına, iki tarafıda borç altına sokup sokmamalarına, şekle ve şarta bağlı olup olmamalarına göre değişik acılardan ayrıma tutulur.

1.TEK TARAFLI VE ÇOK TARAFLI HUKUKİ İŞLEMLER 

a. Tek Taraflı Hukuki İşlemler :
     Yalnız bir kişinin irade açıklaması ile ortaya çıkan işlemlerdir. 

- Vasiyet, vakıf kurma, sözleşmeyi iptal etmeyi örnek olarak gösterebiliriz.

b. Çok Taraflı Hukuki İşlemler : 
     Birden fazla kişinin irade açıklamasında bulunulan işlemlerdir.

-Sözleşmeler ; Birbirine uygun irade açıklamalarıdır.

Örneğin ; kira sözleşmesi

-Kararlar : Tek taraflı açıklanmasıdır.

Örneğin : dernek, şirket

2. SAĞLARARASI - ÖLÜME BAĞLI HUKUKİ İŞLEMLER

     Hukuki işlemler, hükümlerini doğuracakları zamana göre sağlararası ve ölüme bağlı hukuki işlemlerdir.

-Hukuki sonuca yönelik açıklanan irade kişinin sağlığında hüküm ve sonucunu meydana getiriyorsa sağlararası 

Örneğin : Evlenme, satım, kira, ödünç..

-Hukuki sonuca yönelik olarak yapılan irade açıklaması hüküm ve sonuçlarını açıklamada bulunan kişinin ölümünden sonra doğuruyorsa ölüme bağlı hukuki işlem vardır.

Örneğin : Vasiyet ..

3. İVAZLI HUKUKİ VE İVAZSIZ HUKUKİ İŞLEMLER 

     Biz öncelikle ivaz'ın ne anlam teşkil ettiğini öğrenerek işe başlayabiliriz.

İVAZ : Yapılan bir işlemden elde edilen yarar karşılığında üstlenilen borcu ifade eder.

- Yapılan hukuki işlem ivaz karşılığında yapılmışsa ivazlı işlem.

- Yapılan hukuki işlem ivaz karşılığında yapılmamışsa ivazsız işlemlerdir.

Örneğin, Satış sözleşmesi ivazlı, bağışsa ivazsızdır.

4.TAAHHÜT- TASARRUF İŞLEMLERİ

    Malvarlığı  üzerinde yaratacakları etkiye göre ikiye ayrılır.

*TAAHHÜT(BORÇLANDIRICI) İŞLEMLER :
     Malvarlığının aktifine etki yapmayan, sadece pasifini arttıran işlemledir. Yani kişilerin borçlarını arttıran işlemlerdir.

*TASARRUF İŞLEMLERİ :
     Doğrudan malvarlığının aktifini etkileyen etkileyen işlemlerdir. Malvarlığında artma veya azalma olur.

5.SEBEBE BAĞLI OLAN - SEBEBE BAĞLI OLMAYAN İŞLEMLER

* Hukukta sebep bir hukuki işlem ile ulaşılmak istenen amaç ve o işleme esas teşkil eden nedendir.

- Genel olarak hukuki işlemlerin üç sebebi vardır ;

⧫ Borç ödeme sebebi
⧫Alacağını alma sebebi
⧫Bağışlama sebebi

    Eğer bir kazandırıcı işlemin hukuka uygun bir şekilde meydana gelebilmesi için, dayandığı sebebin geçerli olması gerekiyorsa, ortada sebebe bağlı hukuki işlem vardır.

     Eğer bir kazandırıcı hukuki işlemin hukuka uygun olarak doğumu için dayandığı sebebin mevcut ve geçerli olması şart değilse sebebe bağlı olmayan hukuki işlem vardır.

Örneğin , borç ikrarı, bono, poliçe, çek 

4.KAMU HUKUKU İŞLEMLERİ 

     Devletin yaptığı açıklamalarıyla oluşan işlemlerdir.

A. YASAMA İŞLEMLERİ :
    
     TBMM'nin belli bir hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamasıdır.

   Bu irade açıklaması "kanun" veya "parlamento" kararı şeklinde ortaya çıkar, biz burada parlamentoyu inceleyeceğiz.

*PARLAMENTO : TBMM Genel Kurulunun kanun dışında belli konularda açıkladığı iradesidir. 

- Kararları TBMM iç yapısına ve çalışma düzenine ilişkin olarak veya TBMM'nin yürütme ve yargı organlarıyla ilişkileri çerçevesinde aldığı kararlardır.

Örneğin, Yasama dokunulmazlığının kaldırılması, milletvekilliğinin düşmesi kararı . Bakanlar Kurulunun güvenoyu veya güvensizlik oyu verilmesi kararı ... gibi kararlar parlamento kararlarıdır.

- Parlamento kararları TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilir ve Cumhurbaşkanı tarafından değil, TBMM Başkanı tarafından Resmi Gazetede yayımlanır. Dolayısıyla parlamento kararları üzerinde Cumhurbaşkanının bir yetkisi yoktur.

-Parlamento kararlarının yargısal denetimi de mümkün değildir.

B. YARGI İŞLEMİ 
    
     Bağımsız mahkemelerin hukuki uyuşmazlıklar ve hukuka aykırılık iddiaları hakkında verdiği kesin hüküm teşkil eden kararlardır.

- Bu işlemlerde hukuki uyuşmazlık, artık tekrar dava konusu olamayacak bir şekilde sonuçlandırılır.

-Yargı işlemi, bağımsız mahkemelerden çıkar. Bu mahkeme, bu işlemleri bir iddia tespit hüküm süreci sonunda verirler.

C. YÜRÜTME İŞLEMLERİ VEYA İDARİ İŞLEMLER 

     Bir hukuki sonuç diğeri irade açıklaması olarak iki önemli husus vardır. Ancak ikisi bir araya gelince idari işlemdir.

- İdari işlem, özel hukuk işlemlerine büyük ölçüde benzer.

- İdari işlemde devlet daima üstün durumdadır.

Özel hukuk işlemiyse, irade serbestesine ve taraflar arasındaki eşitliğe dayanır.


-İDARİ İŞLEMLERİN TÜRLERİ ;

1. Tek -Yanlı İdari İşlemler ; İlgilinin rıza ve muvafakatine bağlı olmadan, idarenin tek yanlı olarak açıkladığı iradesiyle yapılan işlemlerdir.

    a. Bireysel İdari İşlemler , Kişisel ve özel durumlara ilişkin olan idari işlemlerdir.

Örneğin, Memur atama işlemi, disiplin cezası verme işlemi.. gibi gibi

     b. Düzenleyici İdari İşlemler , Genel ve kişilik dışı olan idari işlemlerdir.

Örneğin, Tüzük, yönetmelik.. gibi gibi

* Yani içerikleri itibariyle kanunlara benzerler.

* İdare, düzenleyici işlemlerle kuralar koyar.

2. İki - Yanlı İdari İşlemler(İdari Sözleşmeler ) ; İdare ile ilgili kişinin aynı hukuki sonucu doğurmak amacıyla karşılıklı olarak açıkladıkları iradenin uyuşumu sonucu ortaya çıkan işlemlerdir.

-Yapılan işlemin hukuki sonuç doğurabilmesi için sadece idare tarafından bir iradenin açıklanması yeterli değildir ; bu iradenin idarenin karşısındaki kişi tarafından da kabul edilmesi gerekir.

-Karşılıklı iki irade beyanı vardır .

Örneğin, Avea ve vodafone arasında imzalanmış imtiyaz sözleşmesi.



Bölüm 9 : HAK KAVRAMI 

Hak hukukun temel kavramlarından birisidir, " hukuk" kelimesi "hak" kelimesinden türemiştir. şimdi gelelim asıl hakkın tanımına.. 
Hak Nedir ?
Kişilere iradi kudreti tanımak için hukuk düzeni tarafından korunan menfaattir. 

1. HAKLARIN ÇEŞİTLERİ 


A. KAMU HAKLARI 

      En kısa tanımı ile kamu hukukundan doğan haklardır.

* JELLİNEK' in üçlemesi ;

     a) Negatif Statü Hakları, kişinin devlet tarafından aşılamayacak özel alanının sınırlarını çizen hak ve hürriyetlerdir
.
Örneğin , Konut dokunulmazlığı, düşünce özgürlüğü, din hürriyeti, mülkiyet hakkı, kişi güvenliği ..

*  Bu haklar devlete, "karışmama", "gölge etmeme" görevi yükler.

* Koruyucu haklar ve hürriyet hakları , kişisel haklar da denir.

     b) Pozitif Statü Hakları, bireylere devletten olumlu bir davranış, bir hizmet, bir yardım isteme imkanı tanıyan haklardır.

Örneğin, Çalışma hakkı, sağlık hakkı, konut hakkı, sosyal güvenlik hakkı..

* Bu hakka aynı zamanda isteme, sosyal ve hizmet hakları da denmektedir.

     c) Aktif Statü Hakları, Kişinin devlet yönetimine katılmasını sağlayan haklardır. 

Örneğin, Seçme ve seçilme hakkı, siyasi parti kurma hakkı, siyasi faaliyette bulunma hakkı, kamu hizmetine girme hakkı..

*Bu hakka aynı zamanda  katılma hakkı, siyasi hak da denir.


B. ÖZEL HAKLAR 

     Kısaca tanımlayacak olursak, özel hukuktan doğan haklardır.

     a) Mutlak Haklar, hak sahibine en geniş yetkiler veren haklardır. Bu haklar sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilir. Herkes mutlak haklara saygı göstermek zorundadır. Mutlak hak, mallar üzerinde olabileceği gibi bazen kişiler üzerinde de olabilir. 

* Kendi arasında ikiye ayrılır.

1.Mallar Üzerindeki Mutlak Haklar ; Para ile ölçülebilen ve başkalarına devredilebilen mutlak haklardır.

aa ) Maddi Mallar Üzerindeki Haklar 

      Ev, araba, tarla .. gibi gibi yani elle tutulup gözle görülebilen haklardır.
- Eşyalar üzerindeki mutlak haklara da ayni haklar denir.

- Ayni haklar bazen sahibine tam yetki verirken bazen kısıtlar . Bu açıdan da ikiye ayrılır. 

1. Mülkiyet Hakkı, Hak sahibine en geniş yetkiyileri tanır.

2. Sınırlı Ayni Hak, Sahiplerine sınırlı yetkiler tanır.

Örneğin, Yalnız kullanma hakkı veya yalnız tasarrufta bulunma hakkı ya da yararlanma gibi ..


bb) Gayrimaddi Mallar Üzerindeki Haklar

     Elle tutulur gözle görülür değildir. Bunlar fikir ve sanat  ürünü olan şeylerdir. Sahiplerine tanınmış haklara fikri haklar denir.         
 ( Telif Hakkı )

Sınai Buluş, yeni tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlardır. ( Patent Hakkı )

2. Kişiler Üzerindeki Mutlak Haklar ; Hak sahibinin kendi şahsi veya bir başkasının şahsı üzerindeki haklardır.

aa) Kişinin Kendi Şahsı Üzerinde Sahip Olduğu Haklar 

     (Kişilik hakkı da denir.) Kişinin maddi, manevi varlığı yani vücudu, sağlığı, sesi, görüntüsü, şerefi gibi gibi ..

bb) Kişinin Başkalarının Şahsı Üzerindeki Mutlak Haklar

     Günümüzde istisnadır.. Velayet, vesayet hakkı gibi gibi ..

     b) Nispi Haklar, Herkese karşı değil, ancak belli bir kişiye veya belli kişilere karşı ileri sürülebilen haklardır. Borç ilişkisinden doğarlar ve sahibine karşısındaki kişiden belli bir davranış biçiminde bulunmasını, yani bir şey vermesini veya bir şey yapmasını veya bir şey yapmamasını istemek yetkisini verir.

2. HAKLARIN KORUNMASI 


A. TALEP YOLU 

     Hakkı yenen kişi, yiyen kişiye başvurup ihlal etmemesini ve uğradığı zarar varsa gidermesini talep eder. 

- Talep; sözlü, yazılı veya noter aracılığı ile yapılabilir.

B. DAVA YOLU

     Başkasının hakkını ihlal eden kötü niyetli bazı kişiler, hakkı ihlal edilen kişinin talebini yerine getirmez.

- İhkak-ı hak yasağı : Kendiliğinden hak alma yasağıdır.

- Kişinin hakkını alabilmesi için resmi makamlara başvurması, mahkemelerde dava açması gerekir.

1.ÖZEL HUKUK' ta dava çeşitleri ;

_ Eda Davaları : Davacının belirli bir şeyin verilmesi, bir şeyin yapılması veya  da yapılmaması için açtığı davalardır.

_ Tespit Davaları : Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edildiği davalardır. 

* Bir hukuki ilişkinin varlığının tespitine ilişkin tespit davalarına müspet tespit davası denilir.

*Bir hukuki ilişkinin yokluğunun tespitinin istendiği tespit davalarına menfi tespit davaları denir.

_İnşai Davalar (Yenilik Doğuran Davalar ) : Yeni bir hukuki durum yaratmaya, ya da var olan bir hukuki durumun içeriğini değiştirmeye veyahutta bu hukuki durumu sona erdirmeye yönelik olan davalardır. 

* Hakimin verdiği karar, yenilik doğurucu bir karardır.

2. CEZA HUKUKU'da Kamu Davası ;

     Cumhuriyet Savcısı, suç işleyen kişinin cezalandırılması talebiyle ceza mahkemelerine dava açar. Buna kamu davası denir.

3. İDARE HUKUKU' nda Davalar ;

_ İptal Davası : İdari işlemlerle menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından ve bu işlemlerin iptal edilmesi amacıyla açılan davalardır.

* İptal davası açma süresi 60 gündür.

* İdari davalar kural olarak yazılı yargılama usulüne tabidir; karar dosya üzerinden verilir.

*Re'sen araştırma ilkesi geçerlidir.

*İptal kararı idareye tebliğ edilir. İdare bu kararı 30 gün içinde uygulamak zorundadır.

_Tam Yargı Davaları : Eylemler neticesinde kişisel hakları doğrudan doğruya ihlal edilmiş olan kişilerin uğradıkları zararın giderilmesi istemiyle idari yargıda açtıkları davalardır.

1.Tazminat Davaları : Bir idari işlem veya eylem nedeniyle parayla ölçülebilir bir zarara uğrayan kişinin, idarenin kendine yetecek parayı ödemesi istemiyle açtığı davalardır.

2. İdari Sözleşmelerden Doğan Davalar : İdari sözleşmelerin uygulanmasından doğan davalardır.

3. Vergi Davaları : Vergi mükellefleri ve sorumluları tarafından vergi mahkemesinde açılan davalardır.

*Dava açma süresi 30 gündür.

     
C. KİŞİNİN KENDİ HAKKINI BİZZAT KORUMASI YOLU 

1. Meşru Müdafaa : Bir kimsenin ağır ve haksız bir saldırıya karşı kendisini veya bir başkasını korumak için gösterdiği zorunlu tepkidir.

2. Iztırar Hali : Bir kimsenin bilerek sebebiyet vermediği bir tehlikeden kendisini veya başkasını kurtarmak için bu tehlikeye ilgisiz bulunan bir üçüncü kişinin şahsına veya malına zarar vermesi halidir.

3. Kendi Hakkını Korumak İçin Kuvvet Kullanma Yolu : 

Örneğin : Ücretini ödemeden gitmeye çalışan bir müşteriyi otel sahibinin parayı ödemesi için müşterisinin bazı önemli eşyalarına el koyması gibi.









13 Nisan 2017 Perşembe

HUKUKTAKİ TEMEL KAVRAMLAR-2




Bölüm 7 : HUKUK KURALLARININ UYGULANMASI

Hakimler, kanunları uygulayarak önlerindeki davalarda  karar verirler. Normalde hakimin davada uygulayabileceği nitelikte bir hüküm kanunlarda vardır ve bu hükmün anlamı açık seçik bellidir. Hakim bu hükmü okur ve ona göre karar verir ve bu şekilde de kanunlar kanunlar uygulanmış olur. Ancak her zaman mesele bu kadar kolay değildir. Kanunların uygulanmasında çeşitli sorunlar ortaya çıkar: Bir kere, bazen hakimin davada uygulayabileceği bir kural, kanunlarda bulunmaz.
Bu durumda hakim nasıl karar verecektir ? Hakim böyle bir durumda örf ve adete göre veya kendi düşüncesine göre bir karar verebilir mi ? 
İkincisiyse bazen davada uygulanacak bir kanun hükmü vardır; ama bu kanun hükmünde boşluk olabilir. Bu kanunun uygulanması için önce bu boşluğun doldurulması gerekmektedir.Bu boşluk nasıl doldurulacaktır ?
Üçüncüsüyse bazen davada uygulanacak kanun hükmü vardır; ancak  bu kanun hükmünün anlamı belirsizdir. Bu durumda hakim bu belirsizliği nasıl giderecektir ?
Dördüncüsüyse bazen bir davada uygulanacak birden fazla kanun hükmü vardır ve bunlar birbiriyle çatışmaktadır. Bu durumda hakim bu çatışmayı nasıl çözecek ve davayı nasıl karara bağlayacaktır?
Beşincisiyse davada hangi ülkenin kanunun uygulanacağı hususunda tereddüt ortaya çıkar.
Altıncı olarak, ebedi ve ezeli şeyler değildir . belirli tarihte yürürlüğe girerler ve belirli tarihte yürürlükten kalkarlar. Yürürlükte olmayan bir kanunu hakimler uygulayamazlar. 
Yedincisiyse acaba kanunlar geçmişe uygulanabilir mi; önceki olaylar hakkında yeni kanuna göre karar verebilir mi? İşte " hukuk kurallarının uygulanması (application of  legal norms) " başlığı adı altında saydığımız bu yedi sorunu ele alacağız. 


1.KANUNDA KURAL BULUNMAYAN HALLERDE ÖRF VE ADET HUKUKUNUN UYGULANMASI VE HAKİMİN HUKUK YARATMASI SORUNU

A. ÖZEL HUKUK ALANINDA ÖRF VE ADETİN UYGULANMASI VEYE HAKİMİN HUKUK YARATMASI 

Hakim, kanunda hüküm varsa ilk önce kanunu uygulayacaktır.
TMK.m.1 "kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır" demektedir.
Üstelik hakim kanunu uygularken, sadece kanun "sözü"nü değil, aynı zamanda "özü"nü de dikkate alacaktır.Yani kanunu yorumlayacaktır. Eğer kanunda buna rağmen önündeki davaya uygulanabilir bir kural bulunmazsa, hakim, örf ve adet hukukuna bakacak, orada bir kural varsa ona göre karar verecektir . Eğer yoksa hakim kendisi kural koyucu olsa nasıl kural koyacaksa ona göre karar verecektir

B. KAMU HUKUKU ALANINDA HAKİM ÖRF VE ADETE GÖRE KARAR VEREMEZ VE KEZA HUKUK YARATAMAZ 

Kamu hukuku alanında hakim örf ve adet hukukunu uygulayamayacağı gibi kendisi de hukuk yaratamaz. 
Sanığın işlediği ileri sürülen fiil, ceza kanunu tarafından suç olarak kabul edilmemişse hakim, sanık hakkında beraat kararı vermekle yükümlüdür. 


2. KANUNLARDAKİ BOŞLUKLARIN HAKİMİN TAKDİR YETKİSİYLE DOLDURULMASI SORUNU 

*Çoğunlukla kanunlarda boşluk yoktur.Kanunlar hangi olaylara ne gibi sonuçlar bağlayacağını açıkça belirler.
Ancak bazı hukuk olaylarında olay ve sonuç unsurlarından biri eksik bulunulabilir. Bu gibi durumlarda "kanun içi boşluk"tan bahsedilebilir. Bu boşluğu hakim takdir yetkisini kullanarak doldurur.

3.HUKUK  KURALLARININ UYGULANMASINDA YORUM SORUNU


Normalde hakim kanun hükmünü okur ve önündeki davaya uygulayıp kararını verir. Ancak bazen kanun anlamı belirsiz olabilir böyle durumlarda hakim önce yorum yaparak kanunun anlamını belirginleştirir sonrada uygular.
*Dolayısıyla yorum aslında , kanunun gerçek anlam ve kapsamını tespit etme faaliyetidir.
Yorumlarda kullanılan başlıca mantık kuralları vardır.

1.KIYAS : Kanunda belli bir durum için konulmuş bir kuralın, o duruma benzeyen fakat hakkında kanunda kural bulunmayan bir başka duruma da uygulanmasıdır. 
 ÖRNEK, Sigara içmenin yasak olduğunu belirmişse, piponunda yasak olduğu anlamını taşıması gibi..

2.AKSİ İLE KANIT : Eğer bir hukuk kuralı belirli bir durumun belirli bir özelliğini dikkate alarak o hukuki duruma belirli bir sonuç bağlamışsa, bu sonucun aksi hukuki sonuçlara bağlanmış olur.
ÖRNEK , Bir fiil suç ise, tersi suç olamaz...

3.EVLEVİYET : Bir şeyin azı yasaksa çoğunun da yasak olduğu, bir şeyin çoğunun da yasak olduğu, bir şeyin çoğuna izin verilmiş ise azına da  izin verilmiş olduğu düşüncesi yatar. 
ÖRNEK, Çimlere basmak yasaksa, oturmak da evleviyetle yasaktır gibi ..

4.HUKUK KURALLARININ UYGULANMASINDA ÇATIŞMA SORUNU

Bazen bir kural şöyle derken, aynı konuda bir başka kural böyle   der. Bu tarz durumlarda hukuk kurallarının uygulanabilmesi, dava konusu uyuşmazlığı çözümlenebilmesi için bu çatışmanın da çözümlenmesi gerekir. Hukuk kuralları arasında olabilecek uyuşmazlıkları giderilebilmesi bazı ilkelerle ortadan kaldırılır. 
*Bu ilkeler ;

1. LEX SUPERİOR (ÜST KANUN) İLKESİ :

*Üst kanun alt kanunları ilga eder. Özdeyişi ile ifade edilir.
Bu ilkeye göre   iki hukuk kuralı arasında çatışma varsa,  bu hukuk kuralları arasında altlık-üstlük ilişkisi varsa, üst kuralın dediği olur; alt kural ihmal edilir.

2. LEX POSTERİOR ( SONRAKİ KANUN) İLKESİ :

*Sonraki kanun önceki kanunları ilga eder.. Özdeyişi ile ifade edilir.
Bu ilkeye göre, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer alan ve birbiriyle çatışan iki kuralın, önceki kuralı zımnen ilga ettiği kabul edilir. 
Kurallar arasındaki çatışmayı çözmek için uygulanır.

3.LEX SPECİALİS (ÖZEL KANUN ) İLKESİ :

*Özel kanun genel kanunları ilga eder.. Özdeyişi ile ifade        edilir.
Bu ilkeye göre, aynı düzeyde yer alan ve aynı tarihli iki hüküm arasında çelişki varsa, özel hüküm niteliğindeki hüküm uygulanır ve genel hüküm niteliğindeki ilga edilir.

5.HUKUK KURALLARININ YER BAKIMINDAN UYGULANMASI SORUNU

1, MÜKİLİK İLKESİ (ÜLKESELLİK, YERSELLİK İLKESİ) : 

Bir devletin kanunu, bu ülkesinin sınırları içinde bulunan yerli yada yabancı herkese uygulanır. Yani ; devletin ülkesi içinde bulunan herkes, o devletin hukukuna tabidir.

Kural olarak , kamu hukuku alanında kanunların mülkiliği ilkesi geçerlidir

2. ŞAHSİLİK(MİLLİYET) İLKESİ  :
Bir devletin vatandaşı yabancı ülkede bulunsa bile yine vatandaşı olduğu devletin kanunlarında tabidir. Yani kişi nereye giderse gitsin vatandaşlığını taşıdığı devletin hukuku onu takip edr.

Kural olarak , kamu hukuku alanında değil, özel hukuk alanında geçerli olabilen bir ilkedir.


6. HUKUK KURALLARININ ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASI SORUNU

Bilindiği üzere kanunlar ne ezelidir ne de ebedidir. Belirli tarihte yürürlüğe girerler ve belirli tarihte yürürlükten kalkarlar. Kanunlar ancak yürürlükte oldukları müddetçe uygulanabilirler.

A. KANUNLARIN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ :

1. Kanunda Açık Hüküm Varsa ;
Kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelik hangi tarihte yürürlüğe gireceğini kendi metninde açıklamış olabilir. 

2. Kanunda Açık Hüküm Yoksa ;
Eğer hangi tarihte yürürlüğe gireceği kesin değilse , Resmi Gazetede yayımını takip eden günden itibaren 45 gün sonra yürürlüğe girer.

B. KANUNLARIN YÜRÜRLÜKTEN KALKMASI :

1. Kendiğinden Yürürlükten Kalkma ;
Kanunda hangi sürede biteceği açık bir şekilde belirtilmiş olabilir böyle durumlarda sürenin bitimi ile başka bir işleme gerek kalmadan o kanun kendiliğinden yürürlükten kalkar.

2. Başka Bir Kanunla Yürürlükten Kaldırma : İLGA ;
Yürürlüğe giren yeni bir kanun, eski bir kanunu yürürlükten kaldırabilir.Biz buna hukuk dilinde ilga diyoruz . 
İLGA : Kanun koyucunun mevcut bir kanunu geçerliliğine son vermek konusunda açıkladığı bir iradedir. 
* İlga etme yetkisi, ilga edilen kuralı koyan organa veya onun üstünde ye alan organa aittir.
*Bir kanun ilgası iki şekilde olabilir. Bunlar ;

a.SARİH İLGA : Mevcut bir kanunun geçerliliğine son vermek konusunda kanun koyucu tarafından açıkça belirtilen kesin iradedir

b.ZIMNİ İLGA : Mevcut bir kanunun geçerliliğine son vemek konusunda kanun koyucunun açıkça dile getirilmeyen, iradesinden kaynaklanan ilgadır. 
Bazen yeni çıkan kanunlar, hangi kanunlara açıkça ilga ettiklerini belirtmezler. Bu halde dahi yeni kanunun hükümleriyle çelişen eski kanunun hükümlerini yürürlükten kaldırdığı kabul edilir.
Aynı hukuk düzeninde, birbiriyle çatışan iki tane hukuk kuralı aynı zaman diliminde yürürlükte olamaz.

3. Anayasa Mahkemesinin Kararlarıyla Yürürlükten Kaldırma : İPTAL ;

Anayasa mahkemesinin görevini hatırlayacak olursak, kanunların Anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevliydi. Bu yüzden Anayasa Mahkemesi eğer bir kanunun anayasaya aykırı olduğu kanısına varırsa, o kanun hakkında " iptal" kararı verir. 
*Anayasanın 153. maddesine göre, iptal kararları Resmi Gazetede yayınlandığı tarihte iptal edilen kanun yürürlükten kalkar. 
*Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu taih kararının Resmi Gazetede yayınlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. 

6. KANUNLARIN GEÇMİŞE UYGULANMASI SORUNU

A. KURAL : KANUNLARIN GEÇMİŞE UYGULANMAMASI İLKESİ : 
Kanunlar kural olarak yürürlüğe girdikten donra uygulanabilirler.Bir kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara kural uygulanamaz. Buna göre " Kanunların geçmişe uygulanmaması " denmektedir . Bu ülkenin temelinde de, "hukuk güvenliği ilkesi" yatmaktadır. 
*Kişiler bir işlemi yaptığı sıradaki kanunlarla bağlı olmalıdır.

B. KANUNLARIN GEÇMİŞE UYGULANMAMASI İLKESİNİN İSTİSNALARI

1. ÖZEL HUKUK ALANINDA : KAMU DÜZENİNDEN KAYNAKLANAN İSTİSNALAR OLABİLİR 

Özel hukuk alanında, istisnaen, " kamu düzeni" ve "genel ahlak" ın korunması ve "zayıfların korunması" gibi düşüncelerle konulmuş emredici hükümlerin geçmişe yürüyebileceği kabul edilir.

2. CEZA HUKUKU ALANINDA: FAİLİN LEHİNE OLAN KANUN GEÇMİŞE UYGULANIR 

TCK. nın 7. maddesine göre ceza hukuku alanında kanunların zaman bakımından uygulanması konusunda "failin lehine olan kanunun geçmişe uygulanması ilkesi" geçerlidir. 
Eğer sonraki kanun, önceki kanunun suç saydığı fiili suç saymıyorsa veya suç sayıp daha az ceza veriyorsa sonraki kanun, failin lehinedir, bu yüzdende bu kanun uygulanır. 
Not: Yeni kanun önceki ceza kanunundan daha ağır ceza getiriyorsa yeni kanun değil, failin lehine olan eski kanun uygulanır.

3.MUHAKEME HUKUKU ALANINDA : DERHAL YÜRÜRLÜK İLKESİ GEÇERLİDİR

Muhakeme hukuku bakımından "derhal uygulanırlık ilkesi" geçerlidir. Her muhakeme işlemi, işlem tarihinde yürürlükte olan kanuna göre yapılır. Devam eden bir muhakeme işlemi sırasında yeni bir muhakeme kanunu çıkmışsa, yargılamanın tamamlanan kısmı yeni kanuna göre tekrarlanmaz. 
*Yargılama kararları geçmişe uygulanmaz. Ancak yeni kanun ceza kanunlarından farklı olarak derhal uygulanır. Muhakemenin kalan kısmı yeni kanuna göre yapılır. Diğer bir ifadeyle önceden başlamış ve devam eden muhakeme işlemlerine yeni kanun derhal uygulanır.