cmk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cmk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2017 Cuma

TÜRK TİCARET HUKUKU-2



              TİCARİ HÜKÜMLER ve TİCARİ HÜKÜMLERİN UYGULANMA SIRASI

  Ticari Hükümler ; 

Yazılı hükümler iki ölçüde belirlenir.

  1. Bir ticari işletme ile ilgili olsun ya da olmasın TTK'da yer alan bütün kurallar ticaridir. Örneğin; iki öğrenci arasında düzenlenen bir çek 
  2. TTK' da düzenlenmese de başka özel kanunlarda yer alan ve bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün konulardır. Örneğin ; Taşınır rehni kanunu
  Ticari İşlere Uygulanacak Hükümler ; 
  1. Emredici hükümler
  2. Sözleşme hükümleri
  3. Tamamlayıcı veya yorumlayıcı ticari hükümler
  4. Ticari örf ve adetler
  5. Genel hükümler 
   Ticari Yargı ; 
  1. Ticari davalarda kural olarak HMK geçerlidir.
  2. Ticari uyuşmazlıkların çözüm yolu tahkimdir.
   Ticari Davalar ; 

1. Mutlak Ticari Davalar : Bir grup, ticari uyuşmazlığın taraflarının sıfatına bakılmaksızın mutlak olarak ticari sayılan davalardır.

a) TTK'da Sayılan Hususlardan Doğan Davalar ; TTK'da düzenlenen husulardan doğan davalardır. TMK'da, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ile 969. maddeler. TBK'da  malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi  ve şekil değiştirmesi hakkında 202 ve 203 ...

b) Özel Kanun Hükümleri Gereği Ticari Sayılan Davalar ; Kooperatifler kanununda düzenlenen davalar, iflas davaları gibi..

2. Nispi Ticari Davalar : 

a) Tarafların Tacir Olduğu ve Uyuşmazlığın Onların Ticari İşletmeleri ile İlgili Olan Davalar ; Bir taraftan uyuşmazlığın taraflarının tacir olması diğer taraftan uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeler ile ilgili bir husustan kaynaklanması gerekir. Haksız fiillerden doğan davaların ticari dava sayılabilmesi için yine tarafların tacir ve haksız eylemin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir.

b) Havale, Vedia ve Telif Hakkından Doğan ve Bir Ticari İşletmeyi İlgilendiren Davalar ; ticari nitelikte sayılması için bir ticari işletmeyle ilgili olması yeterlidir.

                               TİCARİ DAVALARA BAKAN MAHKEMELER 

ADLİ YARGI ;  Hukuk Mahkemeleri, Ceza Mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ( Temyiz), Yargıtay ( Temyiz)

İDARİ YARGI ; İdare Mahkemeleri, Vergi Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri ( Temyiz ve İtiraz mercii), Danıştay ( Temyiz ve İtiraz mercii) .

ASKERİ YARGI ; Askeri Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi , Askeri Yargıtay.


  • Adli yargıda hukuk mahkemeleri kendi içinde ikiye ayrılır. Sulh hukuk ve asliye hukuk ( özel alt dalları da vardır. Örneğin ; İş mahkemeleri, tapu) mahkemeleridir.
  • Ticaret mahkemeleri özel bir asliye hukuk mahkemeleridir.
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince malvarlığı değerine ilişkin her türlü dava Asliye hukuk mahkemesi yetkisindedir.
  • Ticari davalar ticaret mahkemelerine götürülür. Ticari davalara ticari hükümler uygulanacaktır. 
  • Asliye Ticaret Mahkemeleri : Özel bir konuya (ticari davalara) bir ihtisas mahkemesidir.
  • Asliye Hukuk Mahkemesi :  Eğer bir yerde asliye ticaret mahkemeleri varken asliye hukuk mahkemeleri dava açılırsa hakim re'sen görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
  • Ticari olmayan davanın ticari mahkemelerde veya ticari olan bir davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi tek başına hükmün bozulması için yeterli sebep oluşturur. ( Çünkü kamu düzenine ilişkindir. ( HMK 1 ) ) 
  • Çekişmesiz Yargı : Davacının davalı göstermeden açtığı davalardır. 
  • Tüm ticari nitelik taşıyan çekişmesiz yargı işleri, ticaret mahkemelerinde görülür. 

                                   TİCARİ DAVALARDA UYGULANACAK USUL 


  • Genel usul kuralı Hukuk Muhakemeleri Kanunudur.
  • Bazı usul farklılıkları mevcuttur. Örneğin ; 
  1. Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek, aradaki sözleşmeyi feshetmek ya da sözleşmeden dönmek üzere yapılacak ihbar ve ihtar noter marifetiyle, telgraf, taahhütlü bir mektup veya e- imza kullanılarak kayıtlı e-posta sistemiyle gönderilen bir beyanla gerçekleştirilir. 
  2. Tacirler arasındaki ticari davalarda ticari defter özel delil olarak kullanılabilir.
  3. Sekiz(8) gün içinde itiraz edilmeyen fatura ve teyit mektubu ticari davalarda özel delil kabul edilir.
  4. Yazılı yargılama usulü uygulanır ancak basit yargılama usulüne tabi olan kanunlarda vardır.(Konkordato ve sermaye şirketleri, ortaklarla tasfiye memurları  arasında çıkan uyuşmazlıklar, bilgi alma hakkının ihlal edildiğini iddia eden ortağın açtığı davalar gibi...) 
  5. Yetki sözleşmeleri ancak tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılır.


                                             TACİR SIFATININ KAZANILMASI 

            Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir.

Not, esnaf işletmesi işleten ise tacir olarak kabul edilmez.

Bir Ticari İşletmenin Gerçek Kişilerde Ticari İşletme Sayılmasının Koşulları ;

  • Bir ticari işletmenin var olması
  • Ticari işletmenin faaliyette bulanması
  • Ticari işletmenin kendi adına faaliyette bulunması 
  • Tacir sıfatı bakımından özellik gösteren durumlara sahip olması
Bir Ticari İşletmenin Tüzel Kişilerde Ticari İşletme Sayılmasının Koşulları ; 

  1. Ticaret Şirketleri :
  • Kolektif ve komandit şirketler bir ticari işletme işletmek maksadıyla kurulurlar.
  • Anonim ve limited şirketler iktisadi maksat ve konular için kurulurlar. 
  • Kooperatifler, ortaklarının çıkarlarını karşılıklı yardım ve kefalet esaslarına göre korumak amacıyla kurulurlar.
Bu amaçların varlığı tacir sıfatının kazanılması için yeterli kabul edilmiştir.

     2. Ticari İşletme İşleten Dernekler ve Vakıflar : 

  • İktisadi faaliyette  bulunmak, ticari işletme işletmek yahut kazanç sağlayıp paylaşmak maksadıyla kurulamazlar.
  • Ancak, amaçlarına ulaşmak için bir ticari işletme işletebilirler.
  • Eğer ticari işletme işletirler ise TTK bakımından tacir sayılırlar ve tacir olmanın hüküm ve sonuçlarına tabi olurlar. 
  • Vakıflarda amacına ulaşmak için ticari işletme işletirler ise tacir sayılacak ve tacir olmanın hükümlerine tabi olacaklardır.
  • Kamuya yararlı dernekler bir ticari işletme isteseler de tacir sayılmazlar. Örneğin, Kızılay Derneği
      3. Kamu Tüzel Kişileri Tarafından Kurulan İşletmeler : 
  • Devlet, il özel idaresi ve belediye gibi kamu tüzel kişileri bir ticari işletmeyi doğrudan doğruya veya kamu tüzel kişileri bir ticari işletmeyi doğudan doğruya veya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler kendileri tacir sayılmazlar. 
  • Özel hukuk hükümlerine göre yöneltilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu idareleri tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler tacir sayılır.
  • Tacir sayılması için iki koşuldan birisinin var olması yeterlidir.
  • Özel hukuk hükümlerine göre yöneltilmek veya ticari şekilde işletilmektir.

          Donatma İştirakinde 

     Birden çok kişinin paylı mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi, menfaat sağlamak amacıyla aralarında yapmış oldukları sözleşme gereğince, hepsi adına ve hesabına suda kullanmaları ile ortaya çıkan birliğe donatma iştiraki denir.
Tacir sıfatı müşterek maliklere(donatanlara) ait değildir. 
Donatma iştiraki tacir sıfatına sahiptir ve tacir olmanın sonuçlarına tabidir.
  
         Tacir Sıfatının Kaybı 

a) Gerçek Kişilerde ; 

   Tacir fiilen faaliyetlerine son vermekte ve müşteri çevresiyle irtibatını kesmekte ve dolayısıyla ticareti terk etmektedir. Bu durumda tacir sıfatı kendiliğinden sona erecektir. 
   Tacir ticaret siciline son verdiğini ticaret siciline bildirmelidir.
   Ticari işletme faaliyetlerine son veren tacir veya kendisinin ölümü halinde ticari faaliyeti sürdürmek istemeyen mirasçıları, on beş (15) gün içinde yapılacak terk bildirimi içinde yapılacak terk bildirimi ile mal beyanında bulunmak zorundadır. 
   Ticareti terk ettiğini bildiren tacir iki (2) ay süreyle haczedilebilir malları üzerinde işlemde bulunamaz. 
Üçüncü kişilerin zilyetlik ve tapu sicili kurallarına göre iyi niyetli olarak elde edecekleri haklar saklıdır. 
Ticaret sicili memuru ticaretin terk edildiğini Türkiye ticaret Sicili Gazetesi ve alacaklıların kolaylıkla haberdar olabileceği başka yollarla ilan eder. Bu ilan tarihinden itibaren bir (1) yıl daha ticari faaliyetine son veren tacir hakkında iflas yolu ile takipte bulunabilir.

b) Tüzel Kişilerde ;

    Tüzel kişiliğinin sona ermesi ile son bulur.
    Tüzel kişinin malvarlığının tasfiyesi süresinde hem tüzel kişilik hem tacir sıfatı devam eder.
    Donanma iştiraki sona erdiğinde tasfiye süreci tamamlanıncaya kadar tacirler hakkındaki hükümlere tabi olmaya devam eder.

      Tacir Sıfatından Doğan Hüküm ve Sonuçlar ;

  1. İflasa tabi olma 
  2. ticaret siciline kaydolma
  3. Ticaret ve sanayi odalarına kaydolma
  4. Ticaret unvanı seçme ve kullanma
  5. Ticari iş karinesine tabi olma
  6. Ticari örf ve adete tabi olma
  7. Ticari defter tutma
  8. Basiretli bir iş adamı gibi davranma
  9. Kararlaştırılmasa dahi ücret ve faiz isteme hakkı
  10. Ücret ve cezai şartların indirilmesini isteme hakkı
  11. Fatura düzenleme
  12. Faturaya itiraz
  13. Teyit mektubuna itiraz
  14. Her iki tarafı tacir olan işlere uygulanacak özel hükümler
































































































18 Nisan 2017 Salı

HUKUKTAKİ TEMEL KAVRAMLAR -3




Bölüm 8 : HUKUKİ OLAYLAR, FİLLER VE İŞLEMLER

1. HUKUKİ OLAYLAR 

     Öncelikle olay nedir bunu öğrenerek işe başlasak bizim için daha iyi olur. Genel anlamda olay, doğadaki tüm değişikliklerin tamamıdır diye bir ifade ile tanımlamak en doğrusu olacaktır. Ancak şu da bir gerçek ki genel anlamdaki olaylar çoğunlukla hukuku ilgilendirmez. Ama bunlardan da bazılarıbazı durumlarda hukuku ilgilendirir. İşte biz " hukuk düzeninin kendisine hukuki sonuç bağladığı olaylara hukuki olay" diyoruz.

*Hukuken kişi olmak ise hak sahibi olmak ve borç altına girebilmelidir.

*Kendi içinde ikiye ayrılır;

1.DOĞA OLAYLARINDAN KAYNAKLANAN HUKUKİ OLAYLAR 

     İnsan iradesi dışındaki sebeplerden meydana gelen doğa ile ilgili olaylardır.

Örneğin :  Hastalık nedeniyle ölüm, deprem, sel gibi gibi...

2. İNSAN DAVRANIŞLARINDAN KAYNAKLANAN HUKUKİ OLAYLAR

     İnsan iradesiyle meydana getirilen ve hukukun kendisine sonuç bağladığı olaylardır. 

Örneğin : Birini öldürmek, yaralamak, çalmak, kiralamak ...

2.HUKUKİ FİİLLER 

İnsan iradesinden veya hareketinden meydana gelen hukuki olaylardır. 

* Hukuki fiillerde fiil iradedir.

A. HUKUKA AYKIRI FİLLER 

     Kişilerin hukuk düzenine aykırı olan fillerdir. 

Örneğin : Birinin diğerini öldürmesi, bir kişinin diğer bir kişinin malına kasten zarar vermesi. 

B. HUKUKA UYGUN FİLLER

    Hukukun emrettiklerini yapmak ve yasaklananlardan kaçınmaktadır.

*FİKİR AÇIKLAMALARI :
     Bir kişinin diğerinden belli bir miktar parayı borç olarak aldığını söylemesi kendisine hukuki sonuç bağlanan bir fikir açıklaması niteliğindedir buna ikrar  denir.

*DUYGU AÇIKLAMALARI :
     Günlük hayattaki sevgi, nefret, saygı, kızgınlık, affetme gibi duyguların hukuki sonuç üzerindeki etkisidir.

Örneğin : Zina, cana kast, kötü muamele nedenli boşanma davalarının af ile düşeceği hükmüne bağlanmıştır.

*İRADE AÇIKLAMALARI(HUKUKİ İŞLEMLER) :
      Kişiler toplumsal hayatta belli konularda iradelerini açıklarlar. Bunları hukuki sonuca bağlar.

3. ÖZEL HUKUKTA HUKUKİ İŞLEMLER 

🔺HUKUKİ İŞLEM : Hukuki sonuç doğurmaya yönelmiş irade açıklaması veya açıklamalardır. 

* Bir hakkın veya hukuki ilişkinin kurulması, değiştirilmesi, devredilmesi veya ortadan kaldırılması ile ortaya çıkar.

A) HUKUKİ İŞLEMİN UNSURLARI :

1. İrade Açıklaması : Açıklanmamış bir irade hukuki sonuç doğuramaz.

* Açık İrade Açıklaması ; İradenin hedeflediği hukuki sonuç net olarak ortadaysa açık irade vardır. 

- yazılı, sözlü veya işaretle olabilir.

* Üstü Kapalı İrade Açıklaması ; Yapıldığı anda mevcut bütün şartlarla birlikte düşünüldüğünde anlam ifade eden beyanlarına denir

-Kural olarak, irade açıklamaları şekle bağlı değildir. Ama kanun şekil şartı öngörmüşse buna uyulmak zorundadır.

2. Hukuki Sonuç : Hukuk düzeninde değişiklik meydana gelmesi demektir.

* İradenin tek başına açıklanmış olması yeterli değildir.

*Açıklanan irade belli bir hukuki sonuca yönelmiş olmalıdır.

*Alıcı ve satıcı iradeleri karşılıklı ve birbirine uygun şekilde bu sonuca yönelmelidir.

B) HUKUKİ İŞLEMLERİN ÇEŞİTLERİ
      Oluşumları için gerekli irade açıklamasının sayısına, hüküm ifade edecekleri zamana, sebebe bağlı olup olmamalarına, iki tarafıda borç altına sokup sokmamalarına, şekle ve şarta bağlı olup olmamalarına göre değişik acılardan ayrıma tutulur.

1.TEK TARAFLI VE ÇOK TARAFLI HUKUKİ İŞLEMLER 

a. Tek Taraflı Hukuki İşlemler :
     Yalnız bir kişinin irade açıklaması ile ortaya çıkan işlemlerdir. 

- Vasiyet, vakıf kurma, sözleşmeyi iptal etmeyi örnek olarak gösterebiliriz.

b. Çok Taraflı Hukuki İşlemler : 
     Birden fazla kişinin irade açıklamasında bulunulan işlemlerdir.

-Sözleşmeler ; Birbirine uygun irade açıklamalarıdır.

Örneğin ; kira sözleşmesi

-Kararlar : Tek taraflı açıklanmasıdır.

Örneğin : dernek, şirket

2. SAĞLARARASI - ÖLÜME BAĞLI HUKUKİ İŞLEMLER

     Hukuki işlemler, hükümlerini doğuracakları zamana göre sağlararası ve ölüme bağlı hukuki işlemlerdir.

-Hukuki sonuca yönelik açıklanan irade kişinin sağlığında hüküm ve sonucunu meydana getiriyorsa sağlararası 

Örneğin : Evlenme, satım, kira, ödünç..

-Hukuki sonuca yönelik olarak yapılan irade açıklaması hüküm ve sonuçlarını açıklamada bulunan kişinin ölümünden sonra doğuruyorsa ölüme bağlı hukuki işlem vardır.

Örneğin : Vasiyet ..

3. İVAZLI HUKUKİ VE İVAZSIZ HUKUKİ İŞLEMLER 

     Biz öncelikle ivaz'ın ne anlam teşkil ettiğini öğrenerek işe başlayabiliriz.

İVAZ : Yapılan bir işlemden elde edilen yarar karşılığında üstlenilen borcu ifade eder.

- Yapılan hukuki işlem ivaz karşılığında yapılmışsa ivazlı işlem.

- Yapılan hukuki işlem ivaz karşılığında yapılmamışsa ivazsız işlemlerdir.

Örneğin, Satış sözleşmesi ivazlı, bağışsa ivazsızdır.

4.TAAHHÜT- TASARRUF İŞLEMLERİ

    Malvarlığı  üzerinde yaratacakları etkiye göre ikiye ayrılır.

*TAAHHÜT(BORÇLANDIRICI) İŞLEMLER :
     Malvarlığının aktifine etki yapmayan, sadece pasifini arttıran işlemledir. Yani kişilerin borçlarını arttıran işlemlerdir.

*TASARRUF İŞLEMLERİ :
     Doğrudan malvarlığının aktifini etkileyen etkileyen işlemlerdir. Malvarlığında artma veya azalma olur.

5.SEBEBE BAĞLI OLAN - SEBEBE BAĞLI OLMAYAN İŞLEMLER

* Hukukta sebep bir hukuki işlem ile ulaşılmak istenen amaç ve o işleme esas teşkil eden nedendir.

- Genel olarak hukuki işlemlerin üç sebebi vardır ;

⧫ Borç ödeme sebebi
⧫Alacağını alma sebebi
⧫Bağışlama sebebi

    Eğer bir kazandırıcı işlemin hukuka uygun bir şekilde meydana gelebilmesi için, dayandığı sebebin geçerli olması gerekiyorsa, ortada sebebe bağlı hukuki işlem vardır.

     Eğer bir kazandırıcı hukuki işlemin hukuka uygun olarak doğumu için dayandığı sebebin mevcut ve geçerli olması şart değilse sebebe bağlı olmayan hukuki işlem vardır.

Örneğin , borç ikrarı, bono, poliçe, çek 

4.KAMU HUKUKU İŞLEMLERİ 

     Devletin yaptığı açıklamalarıyla oluşan işlemlerdir.

A. YASAMA İŞLEMLERİ :
    
     TBMM'nin belli bir hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamasıdır.

   Bu irade açıklaması "kanun" veya "parlamento" kararı şeklinde ortaya çıkar, biz burada parlamentoyu inceleyeceğiz.

*PARLAMENTO : TBMM Genel Kurulunun kanun dışında belli konularda açıkladığı iradesidir. 

- Kararları TBMM iç yapısına ve çalışma düzenine ilişkin olarak veya TBMM'nin yürütme ve yargı organlarıyla ilişkileri çerçevesinde aldığı kararlardır.

Örneğin, Yasama dokunulmazlığının kaldırılması, milletvekilliğinin düşmesi kararı . Bakanlar Kurulunun güvenoyu veya güvensizlik oyu verilmesi kararı ... gibi kararlar parlamento kararlarıdır.

- Parlamento kararları TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilir ve Cumhurbaşkanı tarafından değil, TBMM Başkanı tarafından Resmi Gazetede yayımlanır. Dolayısıyla parlamento kararları üzerinde Cumhurbaşkanının bir yetkisi yoktur.

-Parlamento kararlarının yargısal denetimi de mümkün değildir.

B. YARGI İŞLEMİ 
    
     Bağımsız mahkemelerin hukuki uyuşmazlıklar ve hukuka aykırılık iddiaları hakkında verdiği kesin hüküm teşkil eden kararlardır.

- Bu işlemlerde hukuki uyuşmazlık, artık tekrar dava konusu olamayacak bir şekilde sonuçlandırılır.

-Yargı işlemi, bağımsız mahkemelerden çıkar. Bu mahkeme, bu işlemleri bir iddia tespit hüküm süreci sonunda verirler.

C. YÜRÜTME İŞLEMLERİ VEYA İDARİ İŞLEMLER 

     Bir hukuki sonuç diğeri irade açıklaması olarak iki önemli husus vardır. Ancak ikisi bir araya gelince idari işlemdir.

- İdari işlem, özel hukuk işlemlerine büyük ölçüde benzer.

- İdari işlemde devlet daima üstün durumdadır.

Özel hukuk işlemiyse, irade serbestesine ve taraflar arasındaki eşitliğe dayanır.


-İDARİ İŞLEMLERİN TÜRLERİ ;

1. Tek -Yanlı İdari İşlemler ; İlgilinin rıza ve muvafakatine bağlı olmadan, idarenin tek yanlı olarak açıkladığı iradesiyle yapılan işlemlerdir.

    a. Bireysel İdari İşlemler , Kişisel ve özel durumlara ilişkin olan idari işlemlerdir.

Örneğin, Memur atama işlemi, disiplin cezası verme işlemi.. gibi gibi

     b. Düzenleyici İdari İşlemler , Genel ve kişilik dışı olan idari işlemlerdir.

Örneğin, Tüzük, yönetmelik.. gibi gibi

* Yani içerikleri itibariyle kanunlara benzerler.

* İdare, düzenleyici işlemlerle kuralar koyar.

2. İki - Yanlı İdari İşlemler(İdari Sözleşmeler ) ; İdare ile ilgili kişinin aynı hukuki sonucu doğurmak amacıyla karşılıklı olarak açıkladıkları iradenin uyuşumu sonucu ortaya çıkan işlemlerdir.

-Yapılan işlemin hukuki sonuç doğurabilmesi için sadece idare tarafından bir iradenin açıklanması yeterli değildir ; bu iradenin idarenin karşısındaki kişi tarafından da kabul edilmesi gerekir.

-Karşılıklı iki irade beyanı vardır .

Örneğin, Avea ve vodafone arasında imzalanmış imtiyaz sözleşmesi.



Bölüm 9 : HAK KAVRAMI 

Hak hukukun temel kavramlarından birisidir, " hukuk" kelimesi "hak" kelimesinden türemiştir. şimdi gelelim asıl hakkın tanımına.. 
Hak Nedir ?
Kişilere iradi kudreti tanımak için hukuk düzeni tarafından korunan menfaattir. 

1. HAKLARIN ÇEŞİTLERİ 


A. KAMU HAKLARI 

      En kısa tanımı ile kamu hukukundan doğan haklardır.

* JELLİNEK' in üçlemesi ;

     a) Negatif Statü Hakları, kişinin devlet tarafından aşılamayacak özel alanının sınırlarını çizen hak ve hürriyetlerdir
.
Örneğin , Konut dokunulmazlığı, düşünce özgürlüğü, din hürriyeti, mülkiyet hakkı, kişi güvenliği ..

*  Bu haklar devlete, "karışmama", "gölge etmeme" görevi yükler.

* Koruyucu haklar ve hürriyet hakları , kişisel haklar da denir.

     b) Pozitif Statü Hakları, bireylere devletten olumlu bir davranış, bir hizmet, bir yardım isteme imkanı tanıyan haklardır.

Örneğin, Çalışma hakkı, sağlık hakkı, konut hakkı, sosyal güvenlik hakkı..

* Bu hakka aynı zamanda isteme, sosyal ve hizmet hakları da denmektedir.

     c) Aktif Statü Hakları, Kişinin devlet yönetimine katılmasını sağlayan haklardır. 

Örneğin, Seçme ve seçilme hakkı, siyasi parti kurma hakkı, siyasi faaliyette bulunma hakkı, kamu hizmetine girme hakkı..

*Bu hakka aynı zamanda  katılma hakkı, siyasi hak da denir.


B. ÖZEL HAKLAR 

     Kısaca tanımlayacak olursak, özel hukuktan doğan haklardır.

     a) Mutlak Haklar, hak sahibine en geniş yetkiler veren haklardır. Bu haklar sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilir. Herkes mutlak haklara saygı göstermek zorundadır. Mutlak hak, mallar üzerinde olabileceği gibi bazen kişiler üzerinde de olabilir. 

* Kendi arasında ikiye ayrılır.

1.Mallar Üzerindeki Mutlak Haklar ; Para ile ölçülebilen ve başkalarına devredilebilen mutlak haklardır.

aa ) Maddi Mallar Üzerindeki Haklar 

      Ev, araba, tarla .. gibi gibi yani elle tutulup gözle görülebilen haklardır.
- Eşyalar üzerindeki mutlak haklara da ayni haklar denir.

- Ayni haklar bazen sahibine tam yetki verirken bazen kısıtlar . Bu açıdan da ikiye ayrılır. 

1. Mülkiyet Hakkı, Hak sahibine en geniş yetkiyileri tanır.

2. Sınırlı Ayni Hak, Sahiplerine sınırlı yetkiler tanır.

Örneğin, Yalnız kullanma hakkı veya yalnız tasarrufta bulunma hakkı ya da yararlanma gibi ..


bb) Gayrimaddi Mallar Üzerindeki Haklar

     Elle tutulur gözle görülür değildir. Bunlar fikir ve sanat  ürünü olan şeylerdir. Sahiplerine tanınmış haklara fikri haklar denir.         
 ( Telif Hakkı )

Sınai Buluş, yeni tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlardır. ( Patent Hakkı )

2. Kişiler Üzerindeki Mutlak Haklar ; Hak sahibinin kendi şahsi veya bir başkasının şahsı üzerindeki haklardır.

aa) Kişinin Kendi Şahsı Üzerinde Sahip Olduğu Haklar 

     (Kişilik hakkı da denir.) Kişinin maddi, manevi varlığı yani vücudu, sağlığı, sesi, görüntüsü, şerefi gibi gibi ..

bb) Kişinin Başkalarının Şahsı Üzerindeki Mutlak Haklar

     Günümüzde istisnadır.. Velayet, vesayet hakkı gibi gibi ..

     b) Nispi Haklar, Herkese karşı değil, ancak belli bir kişiye veya belli kişilere karşı ileri sürülebilen haklardır. Borç ilişkisinden doğarlar ve sahibine karşısındaki kişiden belli bir davranış biçiminde bulunmasını, yani bir şey vermesini veya bir şey yapmasını veya bir şey yapmamasını istemek yetkisini verir.

2. HAKLARIN KORUNMASI 


A. TALEP YOLU 

     Hakkı yenen kişi, yiyen kişiye başvurup ihlal etmemesini ve uğradığı zarar varsa gidermesini talep eder. 

- Talep; sözlü, yazılı veya noter aracılığı ile yapılabilir.

B. DAVA YOLU

     Başkasının hakkını ihlal eden kötü niyetli bazı kişiler, hakkı ihlal edilen kişinin talebini yerine getirmez.

- İhkak-ı hak yasağı : Kendiliğinden hak alma yasağıdır.

- Kişinin hakkını alabilmesi için resmi makamlara başvurması, mahkemelerde dava açması gerekir.

1.ÖZEL HUKUK' ta dava çeşitleri ;

_ Eda Davaları : Davacının belirli bir şeyin verilmesi, bir şeyin yapılması veya  da yapılmaması için açtığı davalardır.

_ Tespit Davaları : Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edildiği davalardır. 

* Bir hukuki ilişkinin varlığının tespitine ilişkin tespit davalarına müspet tespit davası denilir.

*Bir hukuki ilişkinin yokluğunun tespitinin istendiği tespit davalarına menfi tespit davaları denir.

_İnşai Davalar (Yenilik Doğuran Davalar ) : Yeni bir hukuki durum yaratmaya, ya da var olan bir hukuki durumun içeriğini değiştirmeye veyahutta bu hukuki durumu sona erdirmeye yönelik olan davalardır. 

* Hakimin verdiği karar, yenilik doğurucu bir karardır.

2. CEZA HUKUKU'da Kamu Davası ;

     Cumhuriyet Savcısı, suç işleyen kişinin cezalandırılması talebiyle ceza mahkemelerine dava açar. Buna kamu davası denir.

3. İDARE HUKUKU' nda Davalar ;

_ İptal Davası : İdari işlemlerle menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından ve bu işlemlerin iptal edilmesi amacıyla açılan davalardır.

* İptal davası açma süresi 60 gündür.

* İdari davalar kural olarak yazılı yargılama usulüne tabidir; karar dosya üzerinden verilir.

*Re'sen araştırma ilkesi geçerlidir.

*İptal kararı idareye tebliğ edilir. İdare bu kararı 30 gün içinde uygulamak zorundadır.

_Tam Yargı Davaları : Eylemler neticesinde kişisel hakları doğrudan doğruya ihlal edilmiş olan kişilerin uğradıkları zararın giderilmesi istemiyle idari yargıda açtıkları davalardır.

1.Tazminat Davaları : Bir idari işlem veya eylem nedeniyle parayla ölçülebilir bir zarara uğrayan kişinin, idarenin kendine yetecek parayı ödemesi istemiyle açtığı davalardır.

2. İdari Sözleşmelerden Doğan Davalar : İdari sözleşmelerin uygulanmasından doğan davalardır.

3. Vergi Davaları : Vergi mükellefleri ve sorumluları tarafından vergi mahkemesinde açılan davalardır.

*Dava açma süresi 30 gündür.

     
C. KİŞİNİN KENDİ HAKKINI BİZZAT KORUMASI YOLU 

1. Meşru Müdafaa : Bir kimsenin ağır ve haksız bir saldırıya karşı kendisini veya bir başkasını korumak için gösterdiği zorunlu tepkidir.

2. Iztırar Hali : Bir kimsenin bilerek sebebiyet vermediği bir tehlikeden kendisini veya başkasını kurtarmak için bu tehlikeye ilgisiz bulunan bir üçüncü kişinin şahsına veya malına zarar vermesi halidir.

3. Kendi Hakkını Korumak İçin Kuvvet Kullanma Yolu : 

Örneğin : Ücretini ödemeden gitmeye çalışan bir müşteriyi otel sahibinin parayı ödemesi için müşterisinin bazı önemli eşyalarına el koyması gibi.









13 Nisan 2017 Perşembe

HUKUKTAKİ TEMEL KAVRAMLAR-2




Bölüm 7 : HUKUK KURALLARININ UYGULANMASI

Hakimler, kanunları uygulayarak önlerindeki davalarda  karar verirler. Normalde hakimin davada uygulayabileceği nitelikte bir hüküm kanunlarda vardır ve bu hükmün anlamı açık seçik bellidir. Hakim bu hükmü okur ve ona göre karar verir ve bu şekilde de kanunlar kanunlar uygulanmış olur. Ancak her zaman mesele bu kadar kolay değildir. Kanunların uygulanmasında çeşitli sorunlar ortaya çıkar: Bir kere, bazen hakimin davada uygulayabileceği bir kural, kanunlarda bulunmaz.
Bu durumda hakim nasıl karar verecektir ? Hakim böyle bir durumda örf ve adete göre veya kendi düşüncesine göre bir karar verebilir mi ? 
İkincisiyse bazen davada uygulanacak bir kanun hükmü vardır; ama bu kanun hükmünde boşluk olabilir. Bu kanunun uygulanması için önce bu boşluğun doldurulması gerekmektedir.Bu boşluk nasıl doldurulacaktır ?
Üçüncüsüyse bazen davada uygulanacak kanun hükmü vardır; ancak  bu kanun hükmünün anlamı belirsizdir. Bu durumda hakim bu belirsizliği nasıl giderecektir ?
Dördüncüsüyse bazen bir davada uygulanacak birden fazla kanun hükmü vardır ve bunlar birbiriyle çatışmaktadır. Bu durumda hakim bu çatışmayı nasıl çözecek ve davayı nasıl karara bağlayacaktır?
Beşincisiyse davada hangi ülkenin kanunun uygulanacağı hususunda tereddüt ortaya çıkar.
Altıncı olarak, ebedi ve ezeli şeyler değildir . belirli tarihte yürürlüğe girerler ve belirli tarihte yürürlükten kalkarlar. Yürürlükte olmayan bir kanunu hakimler uygulayamazlar. 
Yedincisiyse acaba kanunlar geçmişe uygulanabilir mi; önceki olaylar hakkında yeni kanuna göre karar verebilir mi? İşte " hukuk kurallarının uygulanması (application of  legal norms) " başlığı adı altında saydığımız bu yedi sorunu ele alacağız. 


1.KANUNDA KURAL BULUNMAYAN HALLERDE ÖRF VE ADET HUKUKUNUN UYGULANMASI VE HAKİMİN HUKUK YARATMASI SORUNU

A. ÖZEL HUKUK ALANINDA ÖRF VE ADETİN UYGULANMASI VEYE HAKİMİN HUKUK YARATMASI 

Hakim, kanunda hüküm varsa ilk önce kanunu uygulayacaktır.
TMK.m.1 "kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır" demektedir.
Üstelik hakim kanunu uygularken, sadece kanun "sözü"nü değil, aynı zamanda "özü"nü de dikkate alacaktır.Yani kanunu yorumlayacaktır. Eğer kanunda buna rağmen önündeki davaya uygulanabilir bir kural bulunmazsa, hakim, örf ve adet hukukuna bakacak, orada bir kural varsa ona göre karar verecektir . Eğer yoksa hakim kendisi kural koyucu olsa nasıl kural koyacaksa ona göre karar verecektir

B. KAMU HUKUKU ALANINDA HAKİM ÖRF VE ADETE GÖRE KARAR VEREMEZ VE KEZA HUKUK YARATAMAZ 

Kamu hukuku alanında hakim örf ve adet hukukunu uygulayamayacağı gibi kendisi de hukuk yaratamaz. 
Sanığın işlediği ileri sürülen fiil, ceza kanunu tarafından suç olarak kabul edilmemişse hakim, sanık hakkında beraat kararı vermekle yükümlüdür. 


2. KANUNLARDAKİ BOŞLUKLARIN HAKİMİN TAKDİR YETKİSİYLE DOLDURULMASI SORUNU 

*Çoğunlukla kanunlarda boşluk yoktur.Kanunlar hangi olaylara ne gibi sonuçlar bağlayacağını açıkça belirler.
Ancak bazı hukuk olaylarında olay ve sonuç unsurlarından biri eksik bulunulabilir. Bu gibi durumlarda "kanun içi boşluk"tan bahsedilebilir. Bu boşluğu hakim takdir yetkisini kullanarak doldurur.

3.HUKUK  KURALLARININ UYGULANMASINDA YORUM SORUNU


Normalde hakim kanun hükmünü okur ve önündeki davaya uygulayıp kararını verir. Ancak bazen kanun anlamı belirsiz olabilir böyle durumlarda hakim önce yorum yaparak kanunun anlamını belirginleştirir sonrada uygular.
*Dolayısıyla yorum aslında , kanunun gerçek anlam ve kapsamını tespit etme faaliyetidir.
Yorumlarda kullanılan başlıca mantık kuralları vardır.

1.KIYAS : Kanunda belli bir durum için konulmuş bir kuralın, o duruma benzeyen fakat hakkında kanunda kural bulunmayan bir başka duruma da uygulanmasıdır. 
 ÖRNEK, Sigara içmenin yasak olduğunu belirmişse, piponunda yasak olduğu anlamını taşıması gibi..

2.AKSİ İLE KANIT : Eğer bir hukuk kuralı belirli bir durumun belirli bir özelliğini dikkate alarak o hukuki duruma belirli bir sonuç bağlamışsa, bu sonucun aksi hukuki sonuçlara bağlanmış olur.
ÖRNEK , Bir fiil suç ise, tersi suç olamaz...

3.EVLEVİYET : Bir şeyin azı yasaksa çoğunun da yasak olduğu, bir şeyin çoğunun da yasak olduğu, bir şeyin çoğuna izin verilmiş ise azına da  izin verilmiş olduğu düşüncesi yatar. 
ÖRNEK, Çimlere basmak yasaksa, oturmak da evleviyetle yasaktır gibi ..

4.HUKUK KURALLARININ UYGULANMASINDA ÇATIŞMA SORUNU

Bazen bir kural şöyle derken, aynı konuda bir başka kural böyle   der. Bu tarz durumlarda hukuk kurallarının uygulanabilmesi, dava konusu uyuşmazlığı çözümlenebilmesi için bu çatışmanın da çözümlenmesi gerekir. Hukuk kuralları arasında olabilecek uyuşmazlıkları giderilebilmesi bazı ilkelerle ortadan kaldırılır. 
*Bu ilkeler ;

1. LEX SUPERİOR (ÜST KANUN) İLKESİ :

*Üst kanun alt kanunları ilga eder. Özdeyişi ile ifade edilir.
Bu ilkeye göre   iki hukuk kuralı arasında çatışma varsa,  bu hukuk kuralları arasında altlık-üstlük ilişkisi varsa, üst kuralın dediği olur; alt kural ihmal edilir.

2. LEX POSTERİOR ( SONRAKİ KANUN) İLKESİ :

*Sonraki kanun önceki kanunları ilga eder.. Özdeyişi ile ifade edilir.
Bu ilkeye göre, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer alan ve birbiriyle çatışan iki kuralın, önceki kuralı zımnen ilga ettiği kabul edilir. 
Kurallar arasındaki çatışmayı çözmek için uygulanır.

3.LEX SPECİALİS (ÖZEL KANUN ) İLKESİ :

*Özel kanun genel kanunları ilga eder.. Özdeyişi ile ifade        edilir.
Bu ilkeye göre, aynı düzeyde yer alan ve aynı tarihli iki hüküm arasında çelişki varsa, özel hüküm niteliğindeki hüküm uygulanır ve genel hüküm niteliğindeki ilga edilir.

5.HUKUK KURALLARININ YER BAKIMINDAN UYGULANMASI SORUNU

1, MÜKİLİK İLKESİ (ÜLKESELLİK, YERSELLİK İLKESİ) : 

Bir devletin kanunu, bu ülkesinin sınırları içinde bulunan yerli yada yabancı herkese uygulanır. Yani ; devletin ülkesi içinde bulunan herkes, o devletin hukukuna tabidir.

Kural olarak , kamu hukuku alanında kanunların mülkiliği ilkesi geçerlidir

2. ŞAHSİLİK(MİLLİYET) İLKESİ  :
Bir devletin vatandaşı yabancı ülkede bulunsa bile yine vatandaşı olduğu devletin kanunlarında tabidir. Yani kişi nereye giderse gitsin vatandaşlığını taşıdığı devletin hukuku onu takip edr.

Kural olarak , kamu hukuku alanında değil, özel hukuk alanında geçerli olabilen bir ilkedir.


6. HUKUK KURALLARININ ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASI SORUNU

Bilindiği üzere kanunlar ne ezelidir ne de ebedidir. Belirli tarihte yürürlüğe girerler ve belirli tarihte yürürlükten kalkarlar. Kanunlar ancak yürürlükte oldukları müddetçe uygulanabilirler.

A. KANUNLARIN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ :

1. Kanunda Açık Hüküm Varsa ;
Kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelik hangi tarihte yürürlüğe gireceğini kendi metninde açıklamış olabilir. 

2. Kanunda Açık Hüküm Yoksa ;
Eğer hangi tarihte yürürlüğe gireceği kesin değilse , Resmi Gazetede yayımını takip eden günden itibaren 45 gün sonra yürürlüğe girer.

B. KANUNLARIN YÜRÜRLÜKTEN KALKMASI :

1. Kendiğinden Yürürlükten Kalkma ;
Kanunda hangi sürede biteceği açık bir şekilde belirtilmiş olabilir böyle durumlarda sürenin bitimi ile başka bir işleme gerek kalmadan o kanun kendiliğinden yürürlükten kalkar.

2. Başka Bir Kanunla Yürürlükten Kaldırma : İLGA ;
Yürürlüğe giren yeni bir kanun, eski bir kanunu yürürlükten kaldırabilir.Biz buna hukuk dilinde ilga diyoruz . 
İLGA : Kanun koyucunun mevcut bir kanunu geçerliliğine son vermek konusunda açıkladığı bir iradedir. 
* İlga etme yetkisi, ilga edilen kuralı koyan organa veya onun üstünde ye alan organa aittir.
*Bir kanun ilgası iki şekilde olabilir. Bunlar ;

a.SARİH İLGA : Mevcut bir kanunun geçerliliğine son vermek konusunda kanun koyucu tarafından açıkça belirtilen kesin iradedir

b.ZIMNİ İLGA : Mevcut bir kanunun geçerliliğine son vemek konusunda kanun koyucunun açıkça dile getirilmeyen, iradesinden kaynaklanan ilgadır. 
Bazen yeni çıkan kanunlar, hangi kanunlara açıkça ilga ettiklerini belirtmezler. Bu halde dahi yeni kanunun hükümleriyle çelişen eski kanunun hükümlerini yürürlükten kaldırdığı kabul edilir.
Aynı hukuk düzeninde, birbiriyle çatışan iki tane hukuk kuralı aynı zaman diliminde yürürlükte olamaz.

3. Anayasa Mahkemesinin Kararlarıyla Yürürlükten Kaldırma : İPTAL ;

Anayasa mahkemesinin görevini hatırlayacak olursak, kanunların Anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevliydi. Bu yüzden Anayasa Mahkemesi eğer bir kanunun anayasaya aykırı olduğu kanısına varırsa, o kanun hakkında " iptal" kararı verir. 
*Anayasanın 153. maddesine göre, iptal kararları Resmi Gazetede yayınlandığı tarihte iptal edilen kanun yürürlükten kalkar. 
*Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu taih kararının Resmi Gazetede yayınlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. 

6. KANUNLARIN GEÇMİŞE UYGULANMASI SORUNU

A. KURAL : KANUNLARIN GEÇMİŞE UYGULANMAMASI İLKESİ : 
Kanunlar kural olarak yürürlüğe girdikten donra uygulanabilirler.Bir kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara kural uygulanamaz. Buna göre " Kanunların geçmişe uygulanmaması " denmektedir . Bu ülkenin temelinde de, "hukuk güvenliği ilkesi" yatmaktadır. 
*Kişiler bir işlemi yaptığı sıradaki kanunlarla bağlı olmalıdır.

B. KANUNLARIN GEÇMİŞE UYGULANMAMASI İLKESİNİN İSTİSNALARI

1. ÖZEL HUKUK ALANINDA : KAMU DÜZENİNDEN KAYNAKLANAN İSTİSNALAR OLABİLİR 

Özel hukuk alanında, istisnaen, " kamu düzeni" ve "genel ahlak" ın korunması ve "zayıfların korunması" gibi düşüncelerle konulmuş emredici hükümlerin geçmişe yürüyebileceği kabul edilir.

2. CEZA HUKUKU ALANINDA: FAİLİN LEHİNE OLAN KANUN GEÇMİŞE UYGULANIR 

TCK. nın 7. maddesine göre ceza hukuku alanında kanunların zaman bakımından uygulanması konusunda "failin lehine olan kanunun geçmişe uygulanması ilkesi" geçerlidir. 
Eğer sonraki kanun, önceki kanunun suç saydığı fiili suç saymıyorsa veya suç sayıp daha az ceza veriyorsa sonraki kanun, failin lehinedir, bu yüzdende bu kanun uygulanır. 
Not: Yeni kanun önceki ceza kanunundan daha ağır ceza getiriyorsa yeni kanun değil, failin lehine olan eski kanun uygulanır.

3.MUHAKEME HUKUKU ALANINDA : DERHAL YÜRÜRLÜK İLKESİ GEÇERLİDİR

Muhakeme hukuku bakımından "derhal uygulanırlık ilkesi" geçerlidir. Her muhakeme işlemi, işlem tarihinde yürürlükte olan kanuna göre yapılır. Devam eden bir muhakeme işlemi sırasında yeni bir muhakeme kanunu çıkmışsa, yargılamanın tamamlanan kısmı yeni kanuna göre tekrarlanmaz. 
*Yargılama kararları geçmişe uygulanmaz. Ancak yeni kanun ceza kanunlarından farklı olarak derhal uygulanır. Muhakemenin kalan kısmı yeni kanuna göre yapılır. Diğer bir ifadeyle önceden başlamış ve devam eden muhakeme işlemlerine yeni kanun derhal uygulanır.